ağzımın tadı

Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, Boğazımda düğümleniyorsa lokma, Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli, Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa, Denize bile iştahsız bakıyorsam, Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen, Bu darağacı suratlı toplum! Oktay Rifat HOROZCU

Ulaş Celep – Fading Reality

Ankara 100.Yıl’da aslında gitara yıllarını vermiş fakat pek duyulmamış bir arkadaş Ulaş. Tüm bu kayıtlar ve albüm tek kişilik bir çalışmanın ürünü. John Frusciante’yle yürümüş loop pedalı kullanımı furyasının yerli bir kanadı aslında. Barındırdığı “aksak”lıkları yüzünden bir nevi tek kişilik Nekropsi yakıştırması da yapılabilir. Neredeyse tüm parçaların altında bir sebep ve parçalar sayesinde de anlatılan bir

Thomas Bernhard’la Konuşmalar-1, Kurt Hofmann

15 Temmuz 1986 sabahı, Café Bräunerhof, Viyana. Thomas Bernhard söyleşi için net bir randevu saati vermemiştir. O ara dairesini boyatıyordur. Tabii ki de “beyaz” der. Evindeki boya işi yüzünden sabah erkenden kafelere kaçar. Vardığımda, “mekânın daha havadar” olduğu girişte bir yerde çoktandır oturuyordur. Sayfalarını hızla karıştırırken neredeyse parçaladığı gazete yığınlarının içinde kaybolmuş bir haldedir. Söyleşi

21.yy İnsanı

Asma yaprakları arasında için için mutlu davranan fakat ufak bir veledin oyununa konu olup hayatı alt üst olan uç uç böcekleri, her zaman benim hassas noktalarımdan biri olmuştur. Olayların kaotikliği her hangi bir canlı için huzurun merkezinde olamaz. Asma yapraklarında gezinen bir böcek ya da anne karnında bir cenin hayattan bıkmaz, bıkamaz. İnsanoğlunun düşünme yeteneği

Renklerin İçinde

Sanatın en önemli işlevi düşündürmek ve bilinçlendirmektir. Eğlendirir, oyalarken bunu yapar. Sanat ürünleri topluma, halk kitlelerine yöneldiği oranda kitlelerin bilinçlenmesine, toplumsal gerçeklerin daha iyi anlaşılmasına neden olur. Kişiyi yetiştiren, yönlendiren, değiştiren ve yetkin hale getiren işlevleriyle ve içinde taşıdığı anti-sav konumu ile de eleştirel bakış kazandırır ona sanat. Az gelişmiş toplumlarda sanatın toplumsal işlevi daha

uyumsuzluk ve uyanış

Bütün büyük eylemlerin, bütün büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır. Büyük yapıtlar çoğu kez bir sokağın dönemecinde ya da bir lokantanın kapısında doğar. Uyumsuzlukta da böyle. Özellikle uyumsuz dünya soyluluğunu bu zavallı doğuştan alır. Kimi durumlarda neler düşündüğü konusunda bir soruya kişinin “hiç” yanıtını vermesi bir yapmacık olabilir. Sevilen yaratıklar bunu iyi bilirler. Ama bu