Paragraflar

limitsiz bir düzenin bu zamanında, günlerin o gününde, ovaların vadilerin ve göllerin, yalnızca benim yanımda, bütün ormanlara rağmen yere düşmüş kuru bir ağaç dalından neler öğrendiğimi anlatmak istiyorum. dillerin en zenginine doğdum. yine de hiçbir kelimeyi anlamıyorum. bilmiyorum. korkuyorum. zamandan nefret ettiğini anlatan bir insana verebilecek bir cevap arıyorum. güzel olan bir şeylerden bahsetmek. çocukça

tarkovsky: sanat ve hayatın anlamı

Rublev üzerinden Tarkovsky’e göre sanat ve hayatın anlamı nedir. Hak vereceğinizi biliyoruz: Rublev’in altıda çalıştığı koşullar bir istisna değil. Bir sanatçı asla ideal koşullar altında çalış(a)maz. Zaten dünyada da böylesi ideal koşullar var olsaydı, o zaman sanatçıya gerek duyulmayacaktı. Sanatçı bir vakum ortamında yaşamamalıdır ve onun üzerindeki baskıların bir bölümü yaratıcılığını kışkırtma adına faydalıdır. Sonuçta,

0.99

Sıfır, evrensi sarayında tecavüz ederken milyonlara! Birler, çay mı getirmeli; ikilere üçlere? Dörtler, traktörleri doldurup taşımalı mı tarlalara, beşleri, altıları? Sekizler, gece boyu hamur mu yoğurmalı, kravatlı dokuzlara onlara? On’lar, kesmeli mi tellerle örülmüş duvarların içinde, yirmilerin otuzların şah damarlarını? Otuz beşler, yolun diğer yarısı için striptiz mi yapmalı, otuz birlere otuz ikilere? Kırklar, trafik

dischord records

bağımsız plak şirketi denilince kesinlikle ilk akla gelmesi gereken oluşumlardan olan dischord records, fugazi’nin has adamlarından ian mackaye ve jeff nelson tarafından sahiplenilmiş. genelde bir şekilde punk ile temas halinde olan gruplara yer veriyorlar ve 80’lerden beri faliyetteler. her ne kadar eski hızlarını kaybetmiş olsalar da sırf tarihleri bile sıklıkla takdiri hak ediyorlar. son dönemde

Çalıntı Araba Güzellemesi

tabutta rövaşata’yı daha önce ayşen abla üzerinden anmıştık. güzel şeyleri hatırlatmanın bir sakıncası yoktur gerçeği ile emeği geçen herkese tekrar teşekkürler. İngilizce bir terim var ya hani “the survival of the fittest” diye, en güçlünün hayatta kalması hani, darwinciler çok sever. İşte onu anlatır aslında Tabutta Rövaşata. Asla en güçlü olamayan, olamayacak olan, parya gibi görülen fakat

yani onlar, onlar, onlar…

Mahkemede, suçlu sandalyesinde, bilerek ya da işledikleri suçları bilmek zahmetine katlanacak kadar dahi düşünmediklerinden bilmeyerek, eziyet eden, hor gören, aşağılayan, ihmal eden, aldırmayan, unutan, kötüleyen, alay eden, ıstırabı paylaşamayan, insanlar arasında duvarlar çeken, küçümseyen, çaresiz bırakan, yalnız bırakan, terkeden, baskı yapan, istismar eden, ezen, cesaret kıran, iyilik etmeyen, değer vermeyen, kalbi temiz olmayan, doğruyu yanlış