Boktan Dünyaların Alışıldık Kahramanı

Saat sabahın beş buçuğu, gece geç yatmanın getirisi uyuyup kalmak oluyor elbet, daha bir dünya da iş var yapılacak. Spor yap sonra duşa gir, kahvaltılık bir şeyler koy masaya. Yirmi birinci asrın insanıyım ben en iyisi olmam gerek, bir tarafına nutella diğer tarafına fıstık ezmesi sürüyorum ekmek dilimlerinin bir yandan da kahvaltılık mısır gevreğinin içindekiler

korsanlık, etik, bilgi mülkiyeti ve hırsızlık üzerine

açıkçası beklentimin üzerinde yankı yapan metis yayınlarına açık mektup üzerine, çok sayıda geri bildirim aldık. keyifli tartışmaların da dönmesi belirli farkındalıkların oluşması anlamında da faydalı oldu diye düşünüyorum. son olarak post dergi üzerinden gelen cevaplamaya değer bir eleştiri söz konusu. çeşitli mecralarda yapılan diğer tartışmaları da içererek açık bir cevap vermek istedik; öncelikle saldırgan olduğumuz vurgulanıyor.

ulus devletlerin modası geçti

iklim değişikliği devreye girmeye başladıkça, gıda kıtlığı, kuraklık, savaşlar ve genelleştirilmiş jeopolitik karmaşa insanları eşi görülmemişler rakam dahilinde göç etmeye zorluyor. sınırlar aşınacak, kültürel farklılıklar azalacak, ulusal egemenliklerin etkisi azalacak, dinler ve ırklar hiç olmadığı kadar birbirine karışacak. bu durdurulamaz tek-dünya senaryosunun ortasında yer alıyoruz. bazıları için bu oldukça korkutucu, bazıları içinse rüyaların gerçek oluşu.

köylüler sevişemez

sosyal toplumları daha doğrusu “sosyalleştirilmiş” toplumları yönlendirmenin türlü yolları vardır. hepimiz tam ortasında olduğumuz için bu geminin, söyleyeceklerimi az çok tahmin ediyorsunuz: din, edebiyat, siyaset… insanları ortak bir düşüncede birleştirip hareket ettirecek her şey. şimdi bütün bunların özütüne, kökenine, freudvari (çok afedersiniz) olacak şekilde dalalım. herkesin beyninin ücra taraflarında bir “aşk” algısı vardır. cinsellik meyvesinden

savaş mı?

Savaş hukuken olduğu kadar ahlaki olarak da meşrulaştırılan amaçlara istinaden, şiddet araçlarına müracaat edilerek “öldürme eylemi”nde bulunmaktır. Fakat öyle görünüyor ki, çağımızda savaş kelimesinin de içeriği ziyadesiyle değişti, hatta belki de bu kelimenin yerinde yeller esiyor şimdi: Kitlesel ölümlere, harap edilen kentlere, hakların ve özgürlüklerin ilga edilmesine, milyonlarca insanın yerinden yurdundan edilmesine rağmen yaşananların savaş