Ay: Kasım 2014

marquis de sade . yatak odasında felsefe

“insan nedir? onunla diğer bitkiler arasındaki fark nedir? onunla doğadaki tüm diğer hayvanlar arasındaki fark nedir? kesinlikle hiç fark yoktur. insan da onlar gibi bu yerkürenin üzerine rastlantı sonucu yerleştirilmiştir, onlar gibi doğmuştur; onlar gibi ürer, çoğalır ve azalır; onlar gibi yaşlanır ve onlar gibi doğanın her hayvan türüne biçtiği sürenin sonunda, organlarının yapısı nedeniyle hiçliğin içine düşer. benzerlikler bu kadar doğruysa, filozofun incelemeci gözünün herhangi bir farklılık görmesi de o ölçüde olanaksızdır. bu durumda, bir hayvanı öldürmek de bir insanı öldürmek kadar kötüdür, ya da her ikisi de pek az kötüdür ve farklılık yalnızca bizim önyargılı kibrimizde mevcuttur; ama kibrin önyargıları kadar saçma bir şey ne yazık ki yoktur.”

“özgür bir varlık asla mülk edinilemez; bir kadına tek başına sahip olmak kölelere sahip olmak kadar haksız bir şeydir; bütün insanlar özgür doğar, hepsi hukuken eşittir: bu ilkeleri asla gözden kaçırmayalım; buna göre, bir cinsin diğerine tekelci biçimde sahip çıkma hakkı kesinlikle meşru bir hak olarak görülemez ve cinsiyetlerden ya da sınıflardan biri diğerine asla keyfi olarak sahip olamaz.”

download . marquis de sade . yatak odasında felsefe

margo tea company

2004 yılında kadıköy semalarında aktif olmuşlar, emo punk diyen var, yok ya eğlenceli müzik yapıyor diyen var. biz sınıflandırmalara karşıyız. 2006 yılında bir demo yapmışlar adına da “my friend is a pipebomb” demişler. indirin, dinleyin, siz karar verin. sıkılmazsınız.

indir . margo tea company – my friend is a pipebomd

lauire lipton

lauire lipton. new york’lu. 4 yaşında çizmeye başlamış. iyi ki başlamış. hollanda, belçika, fransa, almanya ve ingiltere’de yaşamış. flemish okulunun dini motiflerinden çok etkilenmiş. 16. yy hollandalı sanatçıları gibi çizmeyi öğrenmeye çalışmış. becerememiş. sonra kendi tekniğini oluşturmuş. iyi ki oluşturmuş. inanılmaz detaycılığı muhtemelen saatlerini ve günlerini alsa da ortaya çıkan eserlere dakikalarca kendini incelettiriyor. durer, memling, van eyck, goya ve rembrandt kendisini etkilemiş. diane arbus’un da özel bir yeri varmış. siyah-beyaz kullanımı sayesinde olmuş. siyah beyaz için hayaletlerin, geçen zamanın, özlemin, hafızanın ve deliliğin rengi diyor. siyah ve beyazın en güzel dansı. bütün işlerini inceleyiniz.

laurie lipton

“fuck your religion”

Eskişehir’de, dinlediği müzik grubu ‘The Exploited’e ait olan ve Türkçe’de “Dininizi s…” anlamına gelen İngilizce bir şarkının, “Fuck your religion” şeklindeki sözlerini duvara yazan üniversiteli D.D.’ye “tüm dini değerleri aşağıladığı” gerekçesiyle beş ay hapis cezası verildi. D.D.’nin avukatları ise, söz konusu şarkının dini protesto ettiğini ve din eleştirisinin de ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek, AİHM’in Müslüm Gündüz kararını dayanak gösteriyor.

Eskişehir’de, bu yıl 1 Mayıs kutlamasına katılan 24 yaşındaki D.D., yol üzerindeki bir duvara siyah sprey boyayla İngilizce “Fuck your religion” diye yazdı. Üniversiteli D.D., MOBESE kamerası kayıtlarından tespit edildi. Hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi gereğince, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerini alenen aşağıladığı ve kamu barışını bozduğu” iddiasıyla dava açıldı. İddianamede, D.D.’nin Türkçe “Dininizi s…” anlamına gelen sözlerini yazarak, “İnanan halkın benimsediği tüm dini değerleri aşağıladığı, eylemin yapıldığı zamanve yer göz önüne alındığında dini inancı olan kişiler tarafından tepki vermelerinin muhtemel ve olağan olduğu, bu nedenle eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu” iddia edildi.

6947268258_944d9f1b63_z

D.D., mahkemede yaptığı savunmada, yolda giderken sevdiği bir müzik grubu olan ‘The Exploited’ın bu parçasını dinlediğini ifade ederek, ”Kutlamada arkadaşlarım bir şeyler yazarken, ben o gün dinlediğim müzik parçasından aklımda kalan kelimeleri yazdım. Yazdığım şeyin Türkçe anlamını bilmiyordum. Şarkının içerisinde geçtiği ve sevdiğim için bunu yazdım. Dine hakaret etme kastı gütmedim” dedi.

D.D.’nin avukatları Alper Can Aykaç ve Ayşegül Kumaş da cezaya dayanak olan yasada belirli bir dini inancın kastedildiğini ve duvara yazılan ifadede somut bir inancın kastedilmediğini kaydetti. Türkiye ’de İngilizce bilme oranının yüzde 17 olduğunu ve Eskişehir’de Türkçe dışında dil konuşulmadığını belirten avukatlar, “İngilizce bilen yüzde 17’lik kesim bile ‘Fuck your religion’ ifadesini tam olarak anlayamayabilir. Kaldı ki toplumumuzun eğitimli,genç ve kültürlü kesimi din konusunda böyle bir ifadeden tahkir olmuş hissetmez. Bu ifadenin toplumun küçük bir kesimi tarafından anlaşıldığı da açıktır” dedi. Söz konusu şarkının dini protesto ettiğini belirten avukatlar, dini değerleri eleştirenlerin de ifade özgürlüğünden yararlanması gerektiğini vurgulayarak, AİHM’in Müslüm Gündüz kararını dayanak gösterdi. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’sinde devam eden davanın son duruşması dün görüldü. Mahkeme, D.D.’ye beş ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasını erteledi.

the exploited – fuck religion

People die over religion
Look at northern ireland
Kids are brought up on hatred
If thats religion i dont want it
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Jimmy bakker on tv
A lying fuck but people believe
Caught in a hotel with his trousers down
Saving sould for his fee
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Religion aint worth dying for
Who can prove god was a man
Can you prove that god was man

ravachol . ilkelerim

Bu metin 1892 yılında hapisteyken Ravachol tarafından polise yazdırılmıştır. Metni Paris Polis Arşivlerinde bulan tarihçi Jean Maitron tarafından 1964’te ilk kez yayınlanmıştır.

—————————

Yukarıda adı geçen şahıs, karnını doyurduktan sonra bize şöyle dedi:

“Beyler, neredeyse olursam olayım propaganda yapmak benim alışkanlığımdır. Anarşizmin ne olduğunu biliyor musunuz?”

Bu soruya “Hayır” cevabı verdik.

“Bu beni şaşırtmadı” diye yanıt verdi. “Sizler gibi ekmeğini kazanmak için çalışmak zorunda olan işçi sınıfı üyelerinin kendilerine verilen broşürleri okuyamaya ayıracak zamanı yok. Bu sizin için de geçerli.

Anarşi mülkiyetin yok edilmesi demektir.

Hâlihazırda faydasız birçok şey var, keza pek çok meslek de; örneğin muhasebecilik. Anarşiyle birlikte paraya, muhasebe defteri tutmaya ve bundan kaynaklanan diğer istihdam biçimlerine artık gerek olmayacak.

Eziyet çeken çok sayıda yurttaş varken, diğerleri zenginlik içinde, bolluk içinde yüzüyorlar. Bu durum devam edemez; zenginlerin elindeki fazladan hepimiz faydalanmalıyız; hatta dahası, aynen onlar gibi ihtiyacımız olanları elde etmeliyiz. Mevcut toplumda bu amaca ulaşmak mümkün değil. Hiçbir şey, hatta gelir üzerinden alınacak bir vergi bile işlerin dış görünümünü değiştiremez; buna karşın, işçilerin büyük bir kısmı bu şekilde davranırsak gidişatın iyileşeceğini düşünüyor. Böyle düşünülmesi bir hatadır. Eğer ev sahibine vergi koyarsak, aldığı kirayı yükseltecek, bu yolla kendisine yüklenen yeni vergileri başkalarının ödemesini sağlayacaktır. Her halükârda, hiçbir yasa ev sahiplerine dokunamaz, çünkü efendisi oldukları mallarıyla istediklerini yapmaktan alıkoyamayız onları. Peki, öyleyse ne yapmak gerek? Mülkiyetin kökünü kazımalı, bunu yaparak da her şeyi sahiplenenlerin de kökünü kazımalı. Eğer bu gerçekleşirse, mevcut rejime geri dönmeye zorlayacak herhangi bir birikim fikrini engellemek için parayı da ortadan kaldırmalıyız.

Para, tüm uyuşmazlıkların, tüm nefretlerin ve tüm hırsların nedenidir; kısacası, mülkiyetin yaratıcısıdır. Aslında bu madenin az bulunmasından kaynaklanan, üzerinde anlaşılmış bir fiyattan başka bir değeri yoktur. Eğer yaşamamız için gerekli olan şeyler karşılığında bir şeyler vermek zorunda olmazsak, altın değerini kaybeder ve hiç kimse onun peşinden koşmaz. Ne de bazıları kendilerini zenginleştirebilirler, çünkü biriktirecekleri hiçbir şey onların diğerlerinden daha iyi bir yaşam sürmelerine hizmet etmez. O zaman artık yasalara, efendilere de gerek olmaz.

Dinlere gelirsek, yok edilmeleri gerekecek, çünkü dinin ahlaki etkilerinin hiçbir varlık sebebi kalmayacak. Ölümle birlikte her şey sona erdiği için var olmayan bir Tanrı’ya inanma saçmalığına yer olmayacak. Dolayısıyla, yaşama sıkı sarılmalıyız, ancak yaşam dediğimde kendisi açlıktan ölürken patronların yağ bağlamaları için bütün gün kölelik yapmayı değil, kendi refahının yaratıcısı olmayı kastediyorum.

Efendilere, bizim emeğimiz sayesinde tembellik yapan o insanlara gerek yok; herkes kendisini toplum için faydalı kılmalı, yani kendi yetenek ve yatkınlığına göre çalışmalı. Bu yolla, birisi fırıncı, diğeri öğretmen vs. olacaktır. Bu ilke takip edilirse çalışma azalacak ve her birimizin günde bir ya da iki saat çalışması gerekecektir. Bir şeylerle meşgul olmadan duramayan insan kendisini çalışarak oyalayacaktır. Miskin aylaklar olmayacak; eğer olursa bile bunların sayısı o kadar az olacaktır ki onları kendi hâllerine bırakabilecek ve şikâyet etmeksizin başkalarının çalışmasından faydalanmalarına izin verebileceğiz.

Yasalar olmadığında evlilik de ortadan kalkacak. Beğenimize göre birleşeceğiz ve aile, anne ile babanın çocuklarına duydukları sevgi temelinde kurulacak. Örneğin, eğer bir kadın eşi olarak seçtiği erkeği artık sevmiyorsa, ondan ayrılabilecek ve yeni bir birlik oluşturabilecek. Kısacası, sevdiklerimizle birlikte yaşamakta tamamen özgür olacağız. Bahsettiğim olayda eğer çocuklar varsa, onları toplum büyütecek, yani çocukları sevenler onların bakımını üstlenecek.

Bu özgür birlik sayesinde artık fahişelik olmayacak. Gizli hastalıklar olmayacak, çünkü bunlar karşı cinslerin birlikteliğinin suiistimal edilmesinden kaynaklanırlar; kadınların boyun eğmeye zorlandığı bir suiistimal, çünkü toplumun mevcut koşulları onları, yaşamak için bir iş olarak bunu yapmaya zorunlu bırakmaktadır. Ne bedelle kazanılırsa kazanılsın yaşamak için para gerekmiyor mu?

Bu kadar kısıtlı bir zamanda tüm ayrıntılarıyla açıklayamayacağım ilkelerim sonucunda artık ordunun hiçbir varlık sebebi olmayacaktır, çünkü ayrı uluslar olmayacak; özel mülkiyet yok edilecek ve tüm uluslar tek bir ulus hâline gelecek, Evren olacaklar.

Artık savaş, uyuşmazlıklar, kıskançlık, hırsızlık, cinayet, mahkeme sistemi, polis, yönetim olmayacak.

Anarşistler önerdikleri yapının ayrıntılarına henüz girmiş değiller, sadece kilometre taşlarını yerleştirilmiş durumdalar. Günümüzde anarşistler mevcut gidişatı çökertmeye yetecek sayıya ulaştılar; bu henüz olmadıysa bunun nedeni takipçilerimizin eğitimini tamamlamak, projelerinin gerçekleştirilmesinde onlara yardımcı olacak enerji ve kararlığı uyandırmak zorunda olmamızdır. Tek gereken birisinin önlerine geçmesi, onları dürtüklemesidir, ardından devrim gerçekleşecek.

Evleri havaya uçuran kişinin amacı, toplumsal konumları ya da eylemleriyle anarşiye zararı dokunan herkesi yok etmektir. Polisten korkmadan, dolayısıyla da canımızdan olma korkusu olmadan bu kişilere açıkça saldırmamıza izin verilmiş olsaydı, bu kişilerle birlikte onların hizmetini gören ezilen sınıflardan insanları da öldürebilecek patlayıcı maddelerle evlerini yıkmaya kalkışmamız da gerekmeyecekti.”

Kaynak: Un saint nous est né, Philippe Oriol’ün düzenlemesi. L’équipement de la pensée, Paris, 1992; çeviri Mitch Abor. | anarşist bakış

meth shop boyz

meth shop boyz hepsi bir diğerinden kötü fikirlere sahip bir kaç adamın kadıköy’de 2013’ün bir akşamında tetikledikleri bir çiğ hardcore punk grubudur. dinlenmelidir, desteklenmelidir.