Menü Kapat

Ay: Ekim 2014 (sayfa 1 / 3)

emma goldman . dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir

emma goldman, ya da herkesin bildiği adıyla “kızıl” emma;

evlilik insan doğasına aykırıdır, esas olarak kadınları baskı altında tutmaya yarar ve bir kurum olarak kadınların cinselliklerini özgürce yaşamlarını engeller…

kadın ile erkek arasında aşkla kutsanmamış, doğal olmayan her türlü birlik fuhuştur. kıskançlık ise, aşkın meyvesi olmaktan ziyade, erkeklere seks tekeli kurmayı sağlayan bir bahanedir…

teizm insan zihnine bir hakaret, ateizm ise hayatın, güzelliği ve insan bilincinin en güçlü biçimde edebiyen onanmasıdır.

vatanseverlik, dünyamızın her biri demir parmaklıklarla çevrili, küçük parçalara bölünmüş oldğunu ve bazı özel parçalarda doğma şansına sahip olanların, üstünlüklerini başka parçalarda yaşayanlara göstermek için onlara savaş açma ve onları öldürme hakları olduğunu öngörür.

anarşizm insanın ufkunu açıp onu özgürleştiren bir güçtür; insanlara kendi yeteneklerine güvenmeyi, herkesin eşit ve güvenlikte olacağı bir hayat uğruna mücadele etmeyi, tek birimiz bile tutsaksak hiçbirimizin özgür olamayacağını öğretir.

dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir!

download . emma goldman . dans edemeyeceksem bu benim devrimim değildir (.pdf)

durumcu manifesto

Varolan çerçeve, teknolojinin karşı konulamayan gelişimi ve bunun anlamsız toplumsal yaşamımızdaki olası kullanımlarının [yarattığı] hoşnutsuzlukla birlikte gün be gün artan yeni beşeri kuvveti boyunduruk altına alamaz.

Bu toplum içerisindeki yabancılaşma ve tahakküm, bir dizi başka şekiller arasında dağıtılamaz, ancak bizzat bu toplumun kendisi tarafından toptan reddedilebilir. Bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek ilerleme açıkça askıya alınmıştır.

Gerçekten de [özgün bir şekilde] “üretimi üreticilerin özgür ve eşit birliği temelinde yeniden örgütleyen” bir toplumdaki yaşamın örgütsel perspektifleri nelerdir? Çalışma, üretimin otomasyonu ve hayati malların toplumsallaştırılması yoluyla dışsal bir gereklilik olarak giderek azalacaktır –ki bu, en sonunda, bireye tam bir hürriyet sağlayacaktır. Böylece, tüm ekonomik sorumluluklardan, geçmişin ve diğer insanların tüm borç ve sorumluluklarından kurtulmuş olan insanoğlu, ücretli çalışma ölçüsüne indirgenmesi imkansız olduğu için paraya çevirilemeyen yeni bir artık değer üretecektir. Her insanın ve tüm insanların hürriyetinin güvencesi, oyunun ve özgürce inşa edilmiş yaşamın değerindedir. Bu civelek eğlencenin gerçekleştirilmesi, insanın insan tarafından sömürülmesinin son bulmasıyla güvence altına alınan yegane eşitlik çerçevesidir. Oyunun özgürleşmesi ve onun yaratıcı otonomisi, dayatılan çalışma ile edilgen boş zaman arasındaki eski işbölümünün yerini alacaktır.

Kilise, halk kutlamalarında korunan ilkel civelek eğilimleri bastırmak amacıyla sözde cadıları zaten yakmıştır. Gayri-katılımın [non-participation] berbat kalp-oyunlarını üreten varolan hakim toplumda, gerçek sanatsal faaliyet zorunlu bir şekilde bir suç olarak sınıflandırılır. Bu kısmen gizlidir. Skandal biçiminde ortaya çıkar.

Peki gerçek durum nedir? Bu, tamamen insan varlığıyla provoke edilen daha iyi bir oyunun gerçekleşmesidir. Tüm ülkelerin devrimci oyuncuları, günlük yaşamın tarihöncesinden ortaya çıkışını başlatmak için S.I.’da [Durumcu Enternasyonal] birleşebilirler.

Şu andan itibaren geçerli olmak üzere, varolan siyasi ve sendikal örgütlenmelerden bağımsız olarak (çünkü, biz, bunların halihazırda varolanın idaresinden daha başka bir şey örgütleme kapasitesine sahip olduklarından şüpheliyiz), yeni bir kültürün üreticilerinin otonom örgütlenmesini öneriyoruz.

Bu örgütlenme ilk kamusal kampanyasına yönelik başlangıçtaki deneysel aşamayı geride bıraktığı andan itibaren, bu örgüte atfettiğimiz en acil amaç UNESCO’nun ele geçirilmesidir. Dünya düzeyinde birleşmiş olan sanatın ve tüm kültürün bürokratikleşmesi, eklektik bir korumacılık ve geçmişin yeniden üretimi temelinde dünyada bir arada varolan toplumsal sistemlerin karşılıklı derin ilişkilerini ifade eden yeni bir fenomendir. Devrimci sanatçıların bu yeni koşullara karşı hamlesi yeni türde bir eylem olmalıdır. Kültür yönetimini tek bir yapı içerisinde toplayan bu yoğunlaşma komplocu [putsch] ele geçirmeyi tercih ettiği için; ve kurum, bizim yıkıcı perspektifimiz dışında herhangi bir anlamlı kullanımdan yoksun olduğu için, bu aygıtın ele geçirilmesini çağdaşlarımız önünde meşru görüyoruz. Ve onu ele geçireceğiz. Uzun bir talepler dizisinin aydınlatılmasında en önemli [iş] olduğu ortaya çıkacak olan bu işi hızla yerine getireceğimizden emin olduğumuz için, yanlızca kısa bir zaman için olsa dahi UNESCO’yu ele geçirmeye kararlıyız.

Yeni kültürün temel özellikleri ne olacaktır ve eski sanatla nasıl karşılaştırılacaktır?

Gösteri [spectacle] karşı, gerçekleştilen durumcu kültür topyekün bir katılımı işin içine sokar.

Korunan sanata karşı, yaşanan anın derhal örgütlenmesidir.

Parçalanmış [particularised, birbirinden tamamen ayrı, her biri kendine özgü ve özel olarak görülen] sanata karşı, bu, kullanılabilir tüm unsurlarla her an ilgili olan, küresel bir pratik olacaktır. Tabiatiyle, bu, hiç şüphesiz ki anonim olacak bir kolektif üretime meyledecektir (en azından işlerin artık metalaşmaması ölçüsünde, bu kültür arkasında izler bırakma gereğinin hakimiyetinde olmayacaktır.) Bu deneyimlerin asgari önerileri, davranışta bir devrim ve –tüm gezegene yayılma, ve bunun da ötesinde yaşanılabilir tüm gezegenlere yayılma yetisine sahip olan– dinamik üniter bir şehirciliktir.

Tek yönlü [unilateral] sanat karşısında, durumcu kültür bir diyalog sanatı, bir etkileşim sanatı olacaktır. Bugün, –tüm görünür kültürüyle– sanatçılar, tıpkı rekabet nedeniyle birbirlerinden koparıldıkları gibi, toplumdan tamamen koparılmışlardır. Ancak sanat, kapitalizmin bu açmazıyla karşı karşıya iken, buna tepki olarak temelde tek yönlü kalmıştır. İlkelciliğin bu içine kapalı döneminin üstesinden tam bir iletişimle gelinmelidir.

Daha ileri bir aşamada, herkes bir sanatçı, yani bütün kültür yaratımının ayrılmaz bir üreticisi-tüketici haline gelecektir; bu ise doğrusal yenilik kriterinin hızla dağıtılmasına yardım edecektir. Eğilimlerin, deneyimlerin veya radikal şekilde farklı “okulların” çok-yönlü –birbiri ardına değil, eş zamanlı– patlamasıyla, tabiri caizse herkes bir durumcu olacaktır.

Tarihsel olarak zanaatların en sonuncusu olacak şeyi resmen başlatacağız. Amatör-profesyonel –uzman karşıtı– bir durumcunun rolü, yine de –sanatçıların kendi yaşamlarını inşa etmeyi sonlandırmamış olmaları anlamında– herkesin “sanatçı” olduğu ekonomik ve zihinsel bolluk noktasına gelinceye kadar uzmanlaşmadır. Ancak, tarihin son zanaatı, kalıcı bir işbölümü [uzmanlaşma] olmadan topluma o derece yakındır ki, SI içinde ortaya çıktığında, zanaat olarak statüsü genellikle reddedilir.

Bizi doğru dürüst anlamayanlara, küçümsenemez bir aşağılamayla şunu söylüyoruz: “Belki de yargıçları olduğunuza inandığınız durumcular, bir gün gelecek sizi yargılayacaklar. Tüm biçimleriyle yoksunluk dünyasının kaçınılmaz tasfiyesi olacak o dönüm noktasını bekliyoruz. Bunlar bizim hedeflerimizdir, ve bunlar insanlığın gelecekteki hedefleri olacaktır.”

17 Mayıs 1960

yeni albüm yapıyoruz

herhangi bir dergiyi elinize alın
20141019_195813
herhangi bir sayfasını açın ve yeralan görsel albüm görseliniz olsun20141019_195909
herhangi bir sayfayı daha açın ve buradaki başlıklar grup ve albüm ismi olsun 20141019_200018
albümünüz hazırdır. şimdi müziğinizi yapabilirsiniz. 20141019_200851

not: albüm kapağını kırmak zorunda değilsiniz, bizde kırılmışı vardı.

all this and world war ii . 1976

Bugün FilmLoverss‘ta okuduğum bir yazıdan sonra “All This and World War II” filmi aklıma geldi ve sizlerle de paylaşmak istedim sevgili sosyete mensupları.

“All This and World War II” sinema dünyasında aslında pek de alışık olmadığımız bir tür, “müzikal belgesel”. Bir yandan İkinci Dünya Savaşı’na ait arşiv görüntülerini izlerken bir yandan da birbirinden güzel The Beatles coverları dinleyebilirsiniz. Bu amme hizmeti tabii ki de “etilen” farkıyla ayağınıza kadar geldi.

beatles-1966

Filmde yer alan  The Beatles coverlarının tam listesi ise şöyle:

“A Day in the Life” Performed by Frankie Valli

“Because” Performed by Lynsey De Paul

“Come Together” Performed by Tina Turner

“Get Back” Performed by Rod Stewart

“Getting Better” Performed by Status Quo

“Golden Slumbers / Carry That Weight” Performed by The Bee Gees

“Help” Performed by Henry Gross

“Hey, Jude” Performed by Brothers Johnson

“I Am the Walrus” Performed by Leo Sayer

“Let it Be” Performed by Leo Sayer

“Lovely Rita”/”Polythene Pam” Performed by Roy Wood

“Lucy in the Sky with Diamonds” Performed by Elton John

“Magical Mystery Tour” Performed by Ambrosia

“Maxwell’s Silver Hammer” Performed by Frankie Laine

“Michelle” Performed by Richard Cocciante

“She Came in Through the Bathroom Window” Performed by The Bee Gees

“She’s Leaving Home” Performed by Bryan Ferry

“Strawberry Fields Forever” Performed by Peter Gabriel

“Sun King” Performed by The Bee Gees

“The Fool on the Hill” Performed by Helen Reddy

“The Long And Winding Road” Performed by Leo Sayer

“We Can Work it Out” Performed by The Four Seasons

“When I’m Sixty Four” Performed by Keith Moon

“With a Little Help From My Friends / Nowhere Man” Performed by Jeff Lynne

“Yesterday” Performed by David Essex

“You Never Give Me Your Money” Performed by Wil Malone & Lou Reizner

öyle

nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça;

  • kahrolsun amerikan emperyalizmi ama amerika kobane’ye yardım etmeli
  • gazze’de yapılan katliam, insanlar ölüyor ama kürtler ölebilir
  • islam barış, kardeşlik ve sevgi dinidir ama kafirler ve münafıklarla savaşılmalıdır
  • en sevdiğim yemekler hep kebap ama kurban bayramı katliam, vahşet
  • otobüsü, uçağı bekleten insanların buna hakkı yok ama benim işim varken 2 dakika bekleyiversin canım
  • alışveriş merkezlerinden nefret ederim ama alışverişimi avm’den yaparım
  • x takımında oynayan futbolcu “ibne” ama milli maçta gol atarsa aslanım, koçum
  • uff hatuna bak taş gibi ama kardeşime, sevgilime bakanın gözlerini oyarım
  • evleneceğim insan bakire olmalı ama ben her akşam farklı biriyle sevişebilirim
  • hes’lere nükleere karşıyım ama iphone şarj aletiniz var mı?
  • burası çok kalabalık ne işi var bu kadar insanın burada ama ben burada olmalıyım
  • gözyaşı iyi ama sümük kötü
  • paylaştığı şeyi başkası paylaşsa beğenmem ama ona olan ilgimi göstermek zorundayım
  • saçı – kıyafeti hiç yakışmamış ama morali bozılmasın diye söylememeli
  • bu yazıyı uzatabilirdim ama uzatmıyorum.

ses üzerine notlar

Şu ya da bu sesin (ya da imajın) orada ne işi olduğunu bilmek için.

  • Göz için olan kulak için olanı tekrarlamamalıdır
  • Eğer göz tümüyle fethedilmişse, kulağa –neredeyse– hiçbir şey vermeyin. İnsan aynı anda hem göz hem de kulak olamaz.
  • Eğer bir ses bir imajın yerini tutabiliyorsa, imajı kesin ya da nötrleştirin. Kulak içe daha çok işler, göz ise dışa. Bir ses hiç bir zaman bir imajın yardımına koşmamalıdır; ne de bir imaj sesin.
  • Eğer bir ses bir imajın zorunlu tamamlayıcısıysa, önceliği ya sese ya da imaja tanıyın. Eğer eşit olurlarsa, tıpkı renkler konusunda söylendiği gibi birbirlerine zarar verirler, hatta birbirlerini yok edebilirler.
  • İmge ve ses birbirlerini desteklememeli, herbiri sırayla ötekinin yerini alarak nöbetleşe iş görmelidir.
  • Tek başına çağrılan göz kulağın sabrını taşırır; tek başına davet edilen kulak ise gözün sabrını. Bu sabırsızlıklardan faydalanın. Sinemacının kudretidir bu –duyulara hakim bir tarzda hitap etmek… Sürat ve gürültü-patırtı teknikleri karşısında yavaşlığın, sessizliğin taktikleri..

Robert Bresson
Görme ve İşitme
körotonomedya

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.