Menü Kapat

Ay: Mayıs 2014 (sayfa 1 / 3)

marinaleda – başka bir dünya mümkün

 

Dünyanın biricik komünist köyü. Euro krizi nedeniyle işsizliğin ve yoksulluğun en çok etkilendiği Avrupa ülkelerinden biri olan İspanya’da, bir köy bunlardan etkilenmeden yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Her şeyin taban demokrasisi ve komün ilkeleriyle idare edildiği köy “yeni bir ütopya”ya yolculuğun adresi gibi.

Akdeniz kıyısındaki Endülüs Bölgesi’nin Sevilla kendine bağlı Marinaleda köyündeki komünün kurulması 1980’e kadar uzanıyor. Franco faşizmin yıkılmasından sonra yapılan ilk serbest seçimleri köyde kolektif işçiler birliği- Endülüs sol cephesi (CUT-BAI) kazanıyor. Madrid’de yaşayan bir aristokrata ait topraklarda gündelikçi olarak çalışan Marinaleda’lı köylüler, “Tarlaralarda kim çalışıyorsa, tarlalar onundur.” diyerek, kamulaştırılması için eylem yapmaya başlamışlar. Başlarında ise öğretmenlikten gelen ve halen köyün belediye başkanı olan Juan Manuel Sanchéz Gordillo vardır. 1250 hektarlık tarlaların kamulaştırılmasını talep eden köylülerin açlık grevleri, gösteriler, yürüyüşler, polis saldırıları, tutuklamalar vs. şeklindeki mücadelesi yıllarca sürmüş, ama onlar hiç yılmamışlar. Çünkü, gündelikçi olarak çalışmak onlar için kölelikten başka bir şey değildir. Aldıkları ücretler geçimlerini sağlamaya yetmediği gibi, yaşanılmaz halde olan barakalarda kalmak zorundaydılar. Kararlı mücadelenin sonucunda Endülüs Bölge hükümeti 1991 yılında toprakları aristokrattan alarak kamulaştırır ve Marinaleda köylülerinin kurduğu kooperatife devreder. O günden bugüne köyde her şey bu kooperatif üzerinden yürütülüyor. Bugün 2 bin 600 nüfuslu Marinaleda’daki evlerin duvarlarında çok sayıda slogan yer alıyor. En çok da “ütopyaya yolculuk” yazılmış. Bir duvarda ise “sermayeye karşı sosyal savaş” yer alıyor. Belediyenin ambleminde ise “barışa giden bir ütopya” yazıyor. Sanchéz Gordillo, 21 Nisan 2012’de Junge Welt gazetesinde yer alan bir yazıda politik çizgisini “liberal komünist” diye tanımlıyor ve şöyle devam ediyor: “Bügün geçmişten daha fazla ütopik görüşlere sahibim. Çünkü biz burada halk için mümkün olan her şeyi başardık”. Zira daha önce kayısı, fasulye, biber, zeytin gibi pek çok sebzenin yetiştirildiği tarlalarda elde ettikleri zenginliklere el konulduğu için açlık ve yoksulluk içinde yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlardı.

Marinaleda’da toplantılar için kullanılan binaya “halkın evi” adı verilmiş ve girişinde “başka bir dünya mümkün” yazıyor. Emekliler, kadınlar boş zamanlarını bu binada yapılan kültürel ve sosyal etkinliklerde geçiriyorlar. Özel mülkiyetin olmadığı, tarlaların kamu malı olduğu Marinaleda’da bütün kararlar halkın katıldığı toplantılarda alınıyor. Yani yüzde yüz taban demokrasisi işliyor. Ne kadar vergi verileceğine, elde edilen fazla gelirin nasıl harcanacağına da bu toplantılarda karar veriliyor. Köydeki tarlalarda çalışan herkese günde 6 saat çalışma karşılığında 47 Euro ödeniyor. Elde edilen gelirlerin fazlasıyla köye spor tesisleri, büyük bir park ve çok sayıda bakımlı yeşil alan yapılmış. Belediye başkanı Sanchéz Gordillo, “Burada yaşayan insanların fazla paraya ihtiyacı yok” diyor. Bir çok yerde konut kredileri ve yüksek kiralar söz konusu iken Marinaleda’da konut sorunu da çoktan çözülmüş. 70 yıllığına kiralanan evler için aylık 15 euro kira ödüyorlar. Komşu köylerde ise kiralar ortalama 500 Euro. Evin yapımı için gerekli malzemeler ve araç gereçler İşçilik Köy Kooperatifinin kasasından karşılanıyor. Bir tek ev sahibinin inşatta çalışma şartı var. Köydeki 350 ev bu şekilde yapılmış. 90 metrekarelik iki katlı evlerin 100 metrekare bahçesi bir de araba garajı var. Benzer bir durum kreş için de geçerli. İsteyen aile ayda 12 Euro karşılığında çocuğunu kreşe gönderebiliyor. Bölgenin başkenti Sevilla’da kreş parası 200 euro. İlk okul, orta okul ve lisede ise öğrenciler yemeklerini ücretsiz olarak köyün gıdalarını veren kantinde yiyorlar. Ocak 2012’de bölge hükümetinin okul kantinlerini özel bir firmaya vermesi üzerine Marinaledalılar eğitim bakanlığını işgal etmiş ve kantinin işletmesinin özelleştirilmesine karşı çıkmışlar. Sonunda bölge hükümeti geri adım atmak zorunda kalmış. Sanchéz Gordillo  aynı zamanda 2008 yılında Birleşik sol (IU) listesinden Endülüs Bölge Parlamentosu’na seçilmiş ve milletvekilliği aylığını kooperatifin kasasına aktarıyor. Sosyal Demokratlar ile Muhafazakar Halk Partisinin temsil edildiği Böle Parlamentosunda Marinaleda’nın tek oyu altın değerinde. Zira, Gordillo her iki partiyle de ortaklık yapmaya karşı. Gece gündüz yollarda olan Gordillo’nun makam arabası yok. Arabası da yok. Bir yere gidiyorken köylülerden kendisini tren istasyonuna bırakmasını rica ediyor. Marinaleda Meclisi’nin 11 üyesi var. 9’u Belediye Başkanın kurduğu UI’den, ikisi de Sosyal Demokrat Partiden. Meclise seçilenlere maaş verilmiyor. Hepsi de tarlalarda çalışıyor, meclis üyeliğini fahri olarak sürdürüyorlar. Üyeler genellikle 25-35 yaşları arasında. Sosyal Demokrat Partisi üyesi Muhalifler de Sanchéz Gordillo’nun inançlarına göre yaşayan bir devrimci olduğunu kabul ediyorlar. Ancak koltuğuna yapışıp kaldığı, AB’den alması gereken sübvansiyonları almadığı, işsizlik konusunda doğru söylemediği şeklinde eleştirilerde bulunuyorlar. Köyde muhafazakar ve sağcı partilere oy çıkmıyor. Sanchéz Gordillo henüz 25 yaşındayken belediye başkanlığına seçilmiş. Zengin ve geniş arazilerin bulunduğu Endülüs’te, Marinaleda’nın elde ettiği ekonomik ve sosyal başarı doğal olarak bölgede tarlalarda gündelikçi olarak çalışan diğer köyleri de hareketlendirmiş. 4 Mart 2012’de Cordoba beldesinde benzer bir hareket ortaya çıkmış, ancak 26 Nisan’da polis şiddet kullanarak bu hareketi dağıtmış. Endülüs’te toprakların yüzde ellisi bölgede yaşayanların sadece yüzde ikisine ait. Bu nedenle toprak reformu bölge için büyük bir önem taşıyor. Marinaleda: Krizin ortasında büyük bir mucize. Belediye başkanı izlenen politikalarla krizin üstesinden gelmenin mümkün olmadığını söylüyor ve devam ediyor: ” Kapitalizm koşullarında krizden çıkış mümkün değildir. Bütün reformist çözümler iflas etti. Piyasanın her şeyi düzenleyeceği mitosu da sosyal demokrasi gibi her şeyi mahvediyor.” Marinaleda, hem İspanya içinde hem de dışında sosyal hareketler ve muhalif güçlerle ilişkilerini geliştiriyor. Son yıllarda köyde üretilen zeytin ve diğer gıda maddelerinin Venezüella’ya ihraç edilmesi için girişimler başlatılmış. Kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede bu yapılanlar az değil. Halkın katılımıyla alınan kararlar yine halk tarafından uygulanıyor.

metropolitan museum of art arşivi

ülkemizin müze kapasitesi tartışma noktasında bile değilken metropolitan museum of art da stanford kütüphanesi gibi online arşivini paylaşıma açmış (ya da zaten paylaşıma açıktı biz yeni farkettik).
394 bin üzerinde kayıt. sık kullanılanlara ekliyorsunuz;

metropolitan museum of art – the collection online

 

bir delinin haykırışı – tarkovsky

İNSANOĞLU DİNLE
Domenico burada, Bagno Vignoni’nin delisi.
Hayır, onun deli olmadığını biliyorum.
Öyleydi, bunu anlayacaksın.
O burada Roma’da, bir gösteri için.
Üç gündür konuşmalar yapıyor.

Nasıl gidiyor?
Kalbin nasıl?
Bilmiyorum, sınıra dayandım.
İçimde hangi atam konuşuyor?
Hem aklımda hem de bedenimde…
Aynı anda ayrılamam.
Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.
Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz.
Okul duvarları, asfalt ve refah reklâmlarının
Uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere…
Böceklerin vızıltıları girmeli.

Her birimizin gözlerini ve kulaklarını…
Büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız.
Birisi piramitleri yapacağımızı haykırmalı.
Yapmamamızın bir önemi yok!
O isteği beslemeliyiz…
Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz…
Sınırsız bir çarşaf gibi.
Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız…
El ele vermeliyiz.
Sözüm ona sağlıklıları…
Sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız.

Siz sağlıklı olanlar!
Sağlığınız ne anlama gelir?
İnsanoğlunun bütün gözleri, içine…
Daldığımız çukura bakıyor.
Özgürlük faydasızdır…
Eğer gözlerimizin içine bakmaya…
Yemeye, içmeye ve…
Bizimle yatmaya cesaretiniz yoksa!
Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler…
Sözüm ona sağlıklı olanlardır.

İnsanoğlu dinle!
Senin içinde su, ateş…
Ve sonra kül…
Ve külün içindeki kemikler.
Kemikler ve küller!
Gerçekliğin içinde veya…
Hayalimde değilken, ben neredeyim?
İşte yeni anlaşmam:
Geceleri güneşli olmalı…
Ve Ağustos da karlı.
Büyük şeyler sona erer…
Küçük şeyler baki kalır.
Toplum böylesine parçalanmaktansa…
Yeniden bir araya gelmeli.
Sadece doğaya bak
Hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
Bir zamanlar olduğumuz yere dönmeliyiz…
Yanlış tarafa döndüğümüz noktaya.
Hayatın ana temellerine geri dönmeliyiz…
Suları kirletmeden…

Deli bir adam size…
Kendinizden utanmanızı söylüyorsa…
Ne biçim bir dünyadır burası!

Şimdi müzik
Müzik!

Ah… Anne!

Başının etrafında dolaşan…
Ve sen güldükçe berraklaşan…
O hafif şey havaymış.

Müzik işe yaramıyor.

Andrei Tarkovski  (Nostalghia filminden)

le bataclan ’72

le bataclan ’72 lou reed, john cale ve nico’nun 29 Ocak 1972’de Paris’de yer alan bataclan club’da yaptıkları efsane konserin bir kaydı. velvet underground’un dağılmasından sonra reed, cale ve nico’nun birlikte sahnede oldukları ilk konser. sanki herşey olması gerektiği gibi. sosyete farkıyla.

muhteviyat;

  • lou reed – berlin
  • lou reed – i am waiting for my man
  • lou reed – heroin
  • john cale – ghost story
  • nico – femme fatale

sovyetler uzayda

sovyetler komunizmin sadece dünyamıza değil, diğer gezegenlere de yayılacağını düşünüyordu. 1949 sonrasında sovyet sanatçıların uzay temalı konularla ortaya çıkardığı illüstrasyonlar, sosyete farkıyla sizin.

Bu tiyatro bileti size iyi gelecektir

The Dresser (1983) Ronald Harwood tarafindan kaleme alinmis ikinci dunya savasi doneminde ki ingiltere de unlu bir tiyatro oyuncusu ve onun kostumcusu, asistani ve tabiri caizse yasam kocunu anlatan kult bir film. Ulke capinda taninan Sir (tiyatro ustasi) ve yardimcisi Norman’in iliskisi cok ilginc bir bicimde islenmis. Bunun yaninda Sir’un savas zamaninda ki ruh hali toplum temeline oturtularak detayli incelenmeli. Film kuskusuz sahane sahnelerin tamamladigi bir kult yapim ancak ozellikle iki sahneden bahsetmek gerek. Evi yanan bir aileyi goren Sir onlara cebinde tasidigi oynayacagi oyunun biletini takdim eder ve ekler ”Acinizi tamamen dindirmez ama bu bilet size iyi gelecektir”. Bu replik bana temel ihtiyaclari dahi sorun olan insanlarin sanata ihtiyaci olur mu sorusunu hatirlatti. Nitekim bu topraklarda yetisen onemli edebiyatcilar da bunu zaman zaman islemisti cevap gayet net degil mi? Gelelim filmin sonuna ve ikinci tokati attigi sahneye. Sir ve Norman’in son oyunlari oncesi iliskisi ve Norman’in verdigi ornekler filmin sonunda izleyenlere vay be dedirtiyor. Albert Finney ve Tom Courtenay’in oyunculuklari damakta tad birakan cinsten. Ne yazik ki sinema tutkunlari tarafindan iskalanan bu filmi izlemenizi siddetle tavsiye ederim. Her gecesini William icin oynayan Sir’un sahane performansi.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.