Ay: Aralık 2013

neden kara bayrak?

Neden bayrağımız kara? Kara yadsımanın gölgesidir. Kara bayrak bütün bayrakların yadsımasıdır. O, insan ırkını kendi kendisiyle karşı karşıya getiren ve insanoğlunun tekbirliğini engelleyen ulusallığın yadsımasıdır. Kara, şu veya bu devlet için, sadakat [ing. allegiance, vatan] adına insanlığa karşı işlenen tüm suçlara karşı [oluşan] kızgınlık ve hakaret halinin [rengidir]. O, hükümetlerin hilekarlıklarında, ikiyüzlülüklerinde ve entrikalarında ifade edilen insan zekasına karşı aşağılamanın karşısındaki kızgınlık ve hakaretin [rengidir]. Kara yine matemin rengidir; ulusu geçersiz hale getiren kara bayrak, onun kurbanlarının matemini tutar –daha büyük zaferler ve kanlı devletlerin istikrarı için, iç ve dış savaşlarda sayısız milyonlar katledildi. Emeği çalınarak (vergilendirilerek), insanların boğazlanmasında ve zulüm altına alınmasında kullanılanların matemini tutar. Sadece bedenin ölümünün değil, aynı zamanda otoriter ve hiyerarşik sistemler altında kötürümleştirilen ruhun matemini tutar; dünyayı aydınlatmak için asla bir şans bulamayan sansürlenmiş milyonlarca beyin hücresinin matemini tutar. Tesellisi imkansız bir kederin rengidir …

Ama kara güzeldir de. Azmin, kararlığın ve gücün rengidir; diğer herşeyin açığa çıktığı ve tanımlandığı bir renktir. Kara filizlenmenin, doğurganlığın gizemli çevresinin; karanlıkta kendini daima değiştiren, yenileyen, hayat veren ve yeniden üreten yeni bir yaşamın yetişme zeminidir. Dünya’da saklı tohum, spermin garip yolculuğu, embriyonun rahimdeki gizemli büyümesi, tüm bunların hepsinde, karanlık çevreler ve korur …

Yani kara yadsımadır, kızgınlıktır, matemdir, güzelliktir, umuttur; insan yaşamının yeni biçimlerinin, [ve bu biçimlerin] dünya ile beraber ve onun üstündeki ilişkilerinin beslenmesi ve korunmasıdır. Kara bayrak tüm bunları anlatır. Onu taşımaktan gurur duyuyoruz; [ama] taşımak zorunda olduğumuz için üzgünüz de ve bu gibi sembollerin bir daha gerekli olmayacağı günü şevkle bekliyoruz.

reinventing anarchy

tarihi olduğu düşünülen yazıtlar

yazıt

Dünyaca ünlü St. Nicolaus Kilisesi (Noel Baba Müzesi) önündeki üç yazıttan birinde Kiril Alfabesi ile yazılmış gibi görünen yazıların aslında Funda Arar’ın “Yağmur” isimli şarkısının tersten yazılmış hali olduğu ortaya çıktı. Antalya’nın Demre ilçesinde bulunan Noel Baba Kilisesi Müzesi önündeki meydan düzenleme çalışmaları kapsamında dikilen totem şeklindeki üç yazıttan birinin üzerinde bulunan ve Kiril alfabesini andıran sembollerin aslında Şair Gülsüm Cengiz’in Yağmur isimli şiirinin aynadaki görüntüsünden ibaret olduğunun anlaşılması ilçede şaşkınlığa neden oldu. On yıl önce Moskova Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar kapsamında totemlerin üzerindeki yazılar da yine o dönemde yazıldı. Zaman içinde yazıtta yer alan cümlelerin şarkı sözü unutulunca, müzeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistler, yazıtın tarihi eser olduğunu düşünerek hatıra fotoğrafı çektirmek için kuyruk oluşturmaya başladı.

gün geçmiyor ki ülkemizde yeni bir güzellik yaşanmasın. yukarıdaki olaya belediye başkanının  yorumu “zaten güzel şeyler yazdığını biliyordum” olmuş. saolsun. unesco’nun dünya miras listesine insanlarımızı eklemesi faydalı olabilir.

dr. strangelove . 1964

Gentlemen, you can’t fight in here! This is the War Room.

tam ismi “dr. strangelove or: how i learned to stop worrying and love the bomb” çeviri yapan abiler yine imzalarını bırakmış “dr. garipaşk veya: nasıl kaygılanmayı bırakıp bombayı sevmeyi öğrendim” şeklinde çevirmişler. neyse yorum yok.  kim ne derse desin gelmiş geçmiş en iyi savaş filmi. kubrick abimiz peter george’un “kırmızı alarm” isimli romanından uyarlamış. kahkaha atarken tokadı vurmuktan çekinmeyen filmlerden. hala izlemediyseniz gözümüz görmesin sizi. izliyorsunuz.

online kitap alma rehberi

online kitap

merhaba sevgili etilen okurları. yine vatana millete faydalı bir paylaşım ile karşınızdayız. bu sitelerden yapacağınız tasarruflar ile fanzinlere destek olmayı kafanıza iyicene yerleştirdikten sonra dağılabilirsiniz.  ayrıca ek bir not – ülkede mevcut bilgi güvenliği yerlerde. mümkün olduğu kadar sanal kart kullanınız.

idefix – idefix.com
şahsen tercih ettiğim sitelerin başında geliyor. yıllık kitap alışverişimi sanal kitap fuarı dönemine (Aralık ayı) denk getiriyorum ve %30-%40 civarı indirimli alıyorsunuz. 50 TL ve üzerine kargo bedava. an itibariyle fuar devam ediyor.

kitapmetrekitapmetre.com
kitap fiyatlarını karşılaştırma sitesi. oldukça faydalı. tek kitap alacaksanız çok güzel bir araç. kendisi satmıyor ama bu sitelerde yer alan fiyatların karşılaştırmasını yapıyor. muhakkak sık kullanılanlara ekleyin.

nadir kitapnadirkitap.com
adı üzerinde nadir kitapları bulabildiğiniz site. daha ziyade sahaflar mevcut ve ikinci el kitaplar satılıyor. ödemeyi siteye yapıyorsunuz, satıcı doğrudan ürünü kargoluyor ve ürünü teslim aldıktan sonra bloke olan ödeme satıcıya aktarılıyor. test edildi onaylandı, faydalı bir sistem.

eve kitapevekitap.com
eve kitap yeni sitelerden, temalı konseptinde sürekli indirim sağlamaya çalışarak fırsat kitapçısı olarak takılıyor. 70 TL üzeri kargosu bedava. denk getirebilirsiniz güzel indirimler alabilirsiniz.

kitapyurdu & pandorakitapyurdu.com | pandora.com
şahsen denemediğim ama uzun zamandır piyasada yer alan siteler. iki sitenin de kullanılabilirliği oldukça kötü. pandora’da 90 TL ve üzerine kargo bedava – kitap yurdu 50 TL standartını koruyor.

ayrıca yayınevleri de kendi siteleri üzerinde satış yapıyorlar tek tek açıklamaya gerek yok;

mondoarkıno

waters’ın düşük bütçeli filmlerinde divine’ı, 16mm lik kurgu bilim ve korku filmlerindeki lateks canavarları “kötü zevk”in suyu hürmetine saygıyla izleyip, tartışıp parlatılmış yeni dünya düzeninin saçlarını ağartacak denli garip bu filmlere methiyeler düzerken, dünyayı kurtaran adam’dan yaralı kurt’a ipin her iki ucunda da oynamış cüneyt arkın’ı hiç iplemedik.

lynch’in film şirketi propoganda films’in adını duyduğumuz merakı arkın’ın malkoç film’ine duymadık ve natuk baytan hiç waters kadar çekici gelmedi. eraserhead’den sonra yarattığı bilinçli kiç dünyanın ardına saklanıp işi götüren lync’in, amatörlüğü elinden alınınca telaşlanan waters’ın objektif platformda arkın ve baytan’dan farkları yok oysa. fark yalnızca ambalajda. ideolojilerin “out”, için doldurulmamış bireyselliğin “in” olduğu, nörotik liberal engin ardıç’ın yükselen değerlerinin yılmaz bekçisi zafer mutlu’nun, beğenmediği filme “hay allah belanızı versin” diyecek kadar kibarlaşan “küçük ekran’ın ahlak zebanisi erdoğan sevgin’in, mehmet barlas ve ümit aktan’ın, feodal değerlere parmak basmak uğruna kadirizm bayrağına sarılıp savcı odasında sübyancıyı tokatlayan kadir’in, pişmiş kelle ve üff’ün, müjdat gezen’in borsa ve askerliğin olduğu bu müthiş dünyada cüneyt arkın ve filmleri ömer madra’nın filtresiz gauloise’ından ciğerlerimize çektiğimiz derin bir nefes gibi: baş döndürmüyor ama iyi geliyor.

mondo trasho

less . fabrikasyon hatası

less’in anarko punk günlerinden 2001 yılında hazırlanmış bir demodur. bu demo epitaph records’a gönderilmiş, adamlar çok beğenmiş, az kaldı basıyorlarmış hacı muhabbetine dönmesine sebep de olabilmiştir aynı zamanda. sevdiğim demolar içinde yer edinmiştir, ara ara dinlemek caizdir. bu demoyu yayınladıktan bir süre sonra dağılan grup tekrar toparlanmış, eski tavırlarını silmiş vaziyette ama gayet güzel musiki yaparak yollarına devam ediyorlardı. sonra ne oldu biz de bilmiyoruz.

her şey oldu bitti gitti, hiçbir şey göründüğü gibi değil.

fabrikasyon hatası

demonun muhteviyatı;

  • altımıza sıçardık
  • askerlik
  • bitmeyen heves
  • düşün sorgula
  • ina-i  züdun
  • learn to live
  • maskeli balo
  • pissed off
  • sadece yaşa
  • sistem
  • tuzbabalı ömer usta
  • ümitsizlik
  • yüce insan

download @ mediafire;
less . fabrikasyon hatası