Menü Kapat

Ay: Temmuz 2013 (sayfa 1 / 3)

sınıf mücadelesi – oyun

sınıf mücadelesi

Sınıf Mücadelesi, içinde yaşadığımız toplumun gerçeklerini yansıtan, eğitici olduğu kadar eğlenceli de olan alternatif bir masa oyunudur. Yetkin bir felsefeci ve siyaset bilimci olan Bertell Ollman’ın 1978 yılında geliştirdiği oyun; iki, dört veya altı oyuncu tarafından oynanabiliyor; Turnuvalarda daha fazla sayıda insan tarafından oynanması da mümkün.
Kutu İçeriği:

Oyun Tahtası: 1 adet
Kullanma Kılavuzu: 1 adet
İttifak Kartları (perforajlı): 1 adet
Varlık Kağıtları: 112 adet
Borç Kağıtları: 64 adet
Şans Kartları: 70 adet
Numaralı Zar: 2 adet
Simge Zarı: 1 adet
Tahta Blok: 12 adet
Paket lastiği: 2 adet.

Marksist anlayışla geliştirilmiş ilk masa oyunu olma özelliği taşıyan Sınıf Mücadelesi’nin İngilizcenin yanı sıra Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca versiyonları da üretilmiş, oyun tüm dünyada 500 binden fazla satmıştır.

Sınıf Mücadelesi oyununda, içinde yaşadığımız kapitalist toplumun gerçeklerine uygun olarak, mücadele sınıflar arasında sürer ve oyuncular sınıfları temsil ederler. İşçiler ve Kapitalistler, temel sınıflardır ve oyunu sadece bu iki sınıftan biri kazanabilir. Köylüler, Küçük Esnaf, Beyaz Yakalılar ve Öğrenciler ise temel sınıflardan biriyle ittifak yaparak zafere ortak olabilirler. Oyunda amaç devrim yapmaktır. O zamana dek, farklı oyuncular tarafından temsil edilen sınıflar oyun tahtasının çevresinde ilerler; yol boyunca ittifaklar kurar ya da bozar; seçimlerin ve genel grevlerin sonuçlarını belirleyecek olan Güç ve Zayıflık biriktirirler…

Oyun, her yaş ve düzeyde meraklılar tarafından oynanabilecek şekilde düzenlenmiştir. Yalın kuralların geçerli olduğu “Başlangıç” düzeyi, ilk başlayanlar ve çocuklar içindir. Daha karmaşık stratejileri uygulamak isteyenler için “Tüm Kurallar” geçerlidir. Oyunun topluca oynandığı durumlarda ise “Turnuva Kuralları” uygulanır. Bu özellikleriyle oyun; az sayıda kişiyle veya gruplar halinde evde, büroda, okulda, grev çadırında, piknikte, kampta oynanabilir.

sınıf mücadelesi

 

huzur

huzur

#direnfanzin

ne yapmalı?

jean-luc godard 

  1. Politik filmler yapmalıyız.
  2. Politik yöntemle filmler yapmalıyız.
  3. 1 ve 2 birbirleriyle zıt ve iki karşıt dünya görüşüne aittir.
  4. 1 idealist ve metafizik dünya görüşüne aittir.
  5. 2 Marksist ve diyalektik dünya görüşüne aittir.
  6. Marksizm idealizme, diyalektik de metafizik dünya görüşüne karşı mücadele eder.
  7. Bu mücadele eski ve yeninin, yeni düşüncelerle eski düşüncelerin mücadelesidir.
  8. İnsanların bilinçlerini sosyal varlıkları belirler.
  9. Eski ile yeninin mücadelesi bir sınıf mücadelesidir.
  10. 1’i icra etmek, burjuva sınıfının mensubu olmak, burjuvazinin safında kalmak demektir.
  11. 2’yi icra etmek, işçi sınıfının yanında yer almak demektir.
  12. 1’i icra etmek, durum tespiti yapmaktır
  13. 2’yi icra etmek, somut bir durumun somut bir çözümlemesini yapmaktır.
  14. 1’i icra etmek, BRITISH SOUNDS’u yapmaktır.
  15. 2’yi icra etmek, BRITISH SOUNDS’u İngiliz televizyonunda gösterilmesi için mücadele etmektir.
  16. 1’i icra etmek, nesnel gerçeğin yasalarını dünyayı açıklamak için anlamaya çalışmaktır.
  17. 2’yi icra etmek, nesnel gerçeğin yasalarını dünyayı etkin bir biçimde değiştirmek için anlamaya çalışmaktır.
  18. 1’i icra etmek, dünyanın sefaletini tarif etmektir.
  19. 2’yi icra etmek, mücadele eden halkı göstermektir.
  20. 2’yi icra etmek;  1’i eleştiri ve özeleştiri silahlarıyla ortadan kaldırmaktır.
  21. 1’yi icra etmek, gerçek adına olayların eksiksiz bir görüntüsünü vermektir.
  22. 2’yi icra etmek gerçekliğin göreceliği adına dünyanın kesin çizgilerini çizmemektir.
  23. 1’yi icra etmek, gerçeğin gerçek olduğunu söylemektir. (Bertolt Brecht).
  24. 2’yi icra etmek, gerçeğin gerçekte nasıl olduğunu söylemektir. (Bertolt Brecht).
  25. 2’yi icra etmek, bir filmi çekmeden önce, çekim sırasında ve çekimden sonra kurgulamaktır.  (Dziga Vertov).
  26. 1’yi icra etmek, filmin dağıtımını filmi üretmeden önce yapmak demektir.
  27. 2’yi icra etmek, önce filmi üretimek, sonra dağıtımını yapmak demektir. Aşağıdaki ilkeye göre film yürütmeyi öğrenmek demektir: Dağıtımı belirleyen üretimdir, ekonomiyi belirleyen politikadır.
  28. 1’yi icra etmek “öğrenciler-işçiler: birleşin” sloganını yazılayan öğrencileri, anında filme çekmektir.
  29. 2’yi icra etmek, birliğin karşıtların çatışmasından (Lenin) ve birin ikiden oluştuğunu bilmektir.
  30. 2’yi icra etmek, sınıf çelişkilerini imajlar ve sesler yoluyla araştırmaktır.
  31. 2’yi icra etmek, üretim güçleriyle üretim ilişkileri arasındaki çelişkileri araştırmaktır.
  32. 2’yi icra etmek, kimin nerede olduğunu ve nereden geldiğini öğrenmek cesaretini göstermek, herkesin üretim sürecindeki yerini değiştirmek amacıyla öğrenmek demektir.
  33. 2’yi icra etmek, devrimci mücadelelerin tarihini bilmek ve bunlara biçimlenmektir.
  34. 2’yi icra etmek, devrimci mücadelelerin ve tarihlerinin bilimsel bilgisini üretmektir.
  35. 2’yi icra etmek, film yapmanın ikincil bir meşgale, devrim için küçük bir tazyik olduğunu bilmektir.
  36. 2’yi icra etmek, görüntüleri ve sesleri ısırmak için dişler ve dudaklar gibi kullanmaktır.
  37. 1’i icra etmek, yalnız gözlerini ve kulaklarını açık tutmaktır.
  38. 2’yi icra etmek, yoldaş Kiang Tsing’in bildirilerini okumaktır.
  39. 2’yi icra etmek, militan olmaktır.

Çeviren: Ege Berensel

çanakkaleli melahat’a iki el mektup

ya da özel bir fuhuş tarihi

ece ayhan’ın 1991’de yayımlanan kitabının adıdır. çanakkaleli melahatten yola çıkılarak türkiye’nin iktisat tarihine yol almanın fevkaladenin fevkinde nasıl olabileceğini gösteren bir eserdir. kitap korsan yayın tarafından 1500 adet basılmış ve numaralandırılmıştır. orijinalini bulma imkanınız pek mümkün değildir. 00399 numaralı baskıdan, imlaya, sayfa ve satır sonlarına, sayfa numaralarına sadık kalınarak 2012 yılı nisan ayında solucan fanz.in tarafından yeniden dizilmiştir. fotokopi-ısısal cilt olarak sürekli basılmakta ve yeniden numaralandırılan baskıların tamamı satışdışı tutulmaktadır. kime ulaşmanız gerektiğini siz anladınız.

istanbul’da düzenlenen uluslararası kadın kongresi olayı önce halk partisince ciddiye alınır. isveç’ten yazar selma lagerlof da gelmiştir. kongre sürerken halk partisi işin ayırdına varır; hukuk ve demokrasi türkiye’de istenmez, “o kadar da değil” derler. parti kongreden hemen desteğini çeker. badem bıyıklı, domuz enseli, hiç gülmeyen adamlar toplumun az biraz bile açılışı yönünde hiçbir hoşgörüye evet demezler ve dememişlerdir de. “badem bıyık” ise yazmış olduğum gibi” … bir anlamda ve aşağı yukarı, 1923-1950 yılları arasındaki denk bütçeler gibi çok şeyi özetleyebilir.

(“düşünür”) “idris küçükömer, 1969’da yayınladığı “düzenin yabancılaşması” kitabında bu bıyıkların (yani anlayışların) aslında pek de değişmeden cumhuriyete kaydırılmasını ne kadar güzel anlatır.”

“badem bıyık’ osmanlı’dan cumhuriye’e özellikle ilk yılların bürokratlarına, noterlere… nasıl ustalıkla ve kılık değiştirerek kaymıştır.”

Ekmek, yoğurt, biraz gaz yağı, soğan, bomba

bomba

bitkiler, hayvanlar kadir kıymet bilirken insanların orospu çocuğu gibi davranması beni çıldırtıyor. her şeye tahammülüm var, terbiyesizliğe, küfüre, hakarete. ama işgüzarlığa tahammülüm yok. cahillik sorun değil, ama cahillikten doğan aptallık var ki beni delirtiyor.

ulan evimin balkonunda begonya yetiştiriyorum, bak begonya. bitki lan. düşün senden ne kadar geri kalmış bir organizma. ama bu canlıya su veriyorum açıyor. ama sen en gelişmiş varlık, insansın 46 kromozomun var ve kadir kıymet bilmiyorsun. menfaatinin doğrultusunda karakterine şekil veriyorsun ve tam bir yavşak oluyorsun.

korktuğun, ileride senin için tehlike yaratabileceğine inandığın her şeyi asimile etmeye çalışıyorsun. sivrisineği bile. çok kıymetli ya senin kanın, canın.

şimdi ben senin aptallığını eleştirirken aptal gözüküyorum. seni salak sikin aptal tohumu seni. çünkü bir şeyi eleştirirken ister istemez ona dokunur, onu eline bulaştırırsın. benim elime de senin gibi bir gereksiz bulaşıyor.çamur gibi çirkef gibi bir şeysin. evet sen, otobüste akbili biten adama yardım etmemek için gıkını çıkarmayan, kavga gördüğünde ayırmak yerine yolunu değiştiren sen.

her bok hakkında ahkam kesiliyor. her şey hakkında fikriniz var sanıyorsunuz. çünkü internet var televizyon var elinizin altında. herkes kendini aristokrat sanıyor, herkesin genel kültür şelale, herkes psikolog olmuş tavsiye veriyor ilaç öneriyor telkin ediyor maşallah.

bu nedir lan. hayır gerçekten ne?

-ay canım berkecan çok iyi gitar çalıyor,yazı yazıyor, top oynuyor filan fişman.

işte hatanız bu amk. bir eseri büyütürsünüz pohpohlarsınız anlarım, ama o eseri meydana getirene tapmak nedir. bu yaptığınız birey kültü. o adam bilmem neyi iyi yapıyor diye ağzınıza bile sıçtırtırsınız. o kadar iğrendim ki, konuşurken suratınıza bile bakmıyorum. öğüresim geliyor. noldu lan? samimiyeti kim sikti de sizlere kalmadı?

her neyse daha fazla sizi anlatmaya midem el vermiyor. ben bakkala gidiyorum.

-Ne yana böyle kimliksiz?

+Alışverişe Şükriye abla

-Ne alacaksın bakkaldan bakayım ?

+Ekmek, yoğurt, biraz gaz yağı, soğan, bomba.

murat demirci

öyle

god muhtemelen tanrı yok. şimdi endişelenmeyi bırakın ve hayatınızın tadını çıkarın.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.