Menü Kapat

Ay: Şubat 2013 (sayfa 1 / 3)

the corporation . 2003

the corporation

the corporation 2003 yılı çıkışlı, şirketlerin tarih boyunca gelişimi ve çekildiği güne kadar geldiği konumu anlatan 10 numara belgesel kuşağının önde gelen yapımlarından. mark achbar ve jennifer abbott yönetmiş. süresi ve içerdiği yoğun bilgi ile biraz yorucusu olsa da izlemeden geçmeyin. youtube üzerinden türkçe altyazılı izleyebilirsiniz. film hakkındası;

bundan 150 yıl önce şirketler, iş yapabilmenin düzenlenmiş bir yolu olarak ortaya çıktılar. şimdi ise şirket, küresel bir güç. şirket, hukuki anlamda bir “kişilik” olarak algılanan bu kurumun felsefesini ve işleyişini çarpıcı ropörtajlarla ve esprili bir bakışla mercek altına alan bir belgesel. dünya sağlık örgütü’nün, psikologların ve psikiyatristlerin kullandığı standart araçlarla bu “kişi”nin karakterinin temel özelliklerini incelemeye alan belgesel, oldukça rahatsız edici bir sonucu gözler önüne seriyor: bencil, ahlaksız, duygusuz ve hilekar olan şirketlerin işleyiş ilkeleri onların anti-sosyal kişiliklere bürünmesine neden oluyor. anlayış, sevgi ve paylaşım gibi insani özellikleri taklit ederken bile, yoluna çkan sosyal ve hukuki standartları yerle bir eden şirketler, hiçbir zaman suçluluk duygusunu hissetmiyorlar. teşhis: serbest piyasa ekonomisinin ilkelerinin kurumsal bir düzenlemesi olarak karşımıza çıkan şirketler aslında bir psikopatta gözlenen tüm özelliklere sahipler. şirket’in belkemiğini, dünyanın en büyük şirketlerinin (shell, pfizer, ibm, goodyear vb.) yöneticileriyle ve önemli düşünürlerle (noam chomsky, peter drucker, milton friedman, naomi klein, mark kingwell, vandana shiva and michael moore) yapılan röpörtajlar oluşturuyor. bu karışıma bir de şirket casusları, gizli bir pazarlamacı, akademisyenler, tarihçiler ve aktivistler eklendiğinde ve tv reklamlarından, şirket propagandalarından ve filmlerden görüntüler de eklendiğinde, şirket denen kurumun büyüleyici bir portresiyle karşı karşıya kalıyoruz. bugüne kadar katıldığı tüm festivallerde izleyici ödüllerini toplayan şirket, belli ki çağımızın en vahim hastalığına parmak basıyor.

the corporation . imdb
the corporation . youtube

steve cutts

steve cutts abimizi daha önce pek sevdiğiniz feysbuklarda layk ettiğiniz man / insan animasyonu ile tanıdınız. kendisi üstte izlediğiniz ya da hala izlemediyseniz şiddetle kınadığımız animasyonundan da görebileceğiniz gibi oldukça aktif, oldukça üretken, oldukça güzel bir insan. londra merkezli, freelance olarak bir çok global firmamıza işler çıkarmış. ama feysbuk sayfası kapağında da görebileceğiniz gibi kendisi bizdendir. takip mesafenizi koruyunuz.

steve cutts

demek yazar olmak istiyorsun

herşeye rağmen,
içindekileri kusmak zorunda kalmıyorsan
bırak yazma.
ansızın
kalbinden ve zihninden ve ağzından
ve bağırsaklarından gelmiyorsa,
bırak yazma.
kelimeleri bulmak için
bilgisayar ekranına bakarak
saatlerce oturman gerekiyorsa
ya da daktiloya gömülüyorsan,
bırak yazma.
para için yapıyorsan ya da
ünlü olmak için,
bırak yazma.
kadınları yatağa atmak için
yapıyorsan,
bırak yazma.
oturup tekrar tekrar,
yeniden yazman gerekiyorsa
bırak yazma.
düşünmesi bile senin için
zor geliyorsa
bırak yazma.
başkası gibi yazmaya çalışıyorsan,
yazma düşüncesini kafandan çıkar.
içinden gürleyerek çıkmasını beklemen gerekiyorsa,
sabırla bekle.
hala çıkmıyorsa,
başka bir şey yap.

öncelikle karına
ya da kız arkadaşına ya da erkek arkadaşına
ya da ana babana ya da herhangi birine
okuman gerekiyorsa,
sen hazır değilsin.

çoğu yazarın olduğu gibi olma,
kendine yazar diyen
binlerce insan gibi olma,
sıkıcı ve duygusuz olma ve
yapmacık.
kendine hayranlık duyarak,
kendini tüketme.
dünyadaki kütüphaneler
senin gibiler ile uykuya dalmak
için esnemiştiler.
buna katkıda bulunma.
bırak yazma.
roket gibi ruhundan fırlayana kadar,
olduğun gibi durmak seni delirtmiyorsa ya da
intihara ya da cinayete sürüklemiyorsa
bırak yazma.
içindeki güneş
bağırsaklarını yakana kadar
bırak yazma.

gerçekten zamanı geldiğinde,
ve eğer seçilmiş kişi olursan,
sen ölene kadar ya da içindeki dürtü ölene kadar
gelecektir ve gelmeye devam edecektir.

başka yolu yok.

ve hiç olmadı.

charles bukowski
çeviri: etilen

gerilla açık erişim manifestosu

bilgi güçtür. fakat her zaman olduğu gibi bu gücü kendine saklamak isteyenler var. yüzyıllarca dünyanın her yanında, kitaplar ve dergilerde yayınlanmış bütün bilimsel ve kültürel mirasın giderek daha fazlası sayısallaştırılıyor ve bir avuç özel şirket tarafından kilit altına alınıyor. en ünlü bilimsel sonuçların yayınlandığı makaleleri mi okumak istiyorsunuz? reed elsevier gibi yayıncılara muazzam meblağlar göndermeniz gerekecek.

bu durumu değiştirmek için mücadele edenler de var. bilim insanları telif haklarını devretmesin, çalışmaların internet üzerinde herkesin erişimine açık olarak yayınlansın diye yiğitçe savaştı. fakat bu çalışmalar en iyi ihtimalle gelecekte yayınlanacak şeyleri etkileyebilecek. şimdiye kadarki her şey kaybedilmiş olacak.

bu kabul edilmez bir bedel. bir akademisyen, meslektaşlarının çalışmalarını okumak için para vermeye zorlanır mı? bütün kütüphaneler tarandıysa bunları sadece google’dakilerin mi okumasına izin verilir? bilimsel makaleler birinci dünya’daki seçkin üniversitelere sağlanır da küresel güney’deki çocuklardan esirgenir mi? bunlar korkunç ve kabul edilmezdir.

“tamam haklısın” diyor çoğu kişi, “ama ne yapabiliriz? şirketler telif haklarını ellerinde tutuyor, erişimi ücretlendirerek devasa paralar kazanıyorlar ve bunlar bütünüyle yasal, onları durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.” fakat yapabileceğimiz, hatta yapılmış olan bir şey var: karşı saldırıya geçebiliriz.

bu kaynaklara erişimi olanlar, öğrenciler, kütüphaneciler, bilim insanları; size bir ayrıcalık verildi. siz bu bilgi ziyafetinden beslenirken dünyanın geri kalanı dışarıda bırakılmış durumda. bu ayrıcalığı kendinize saklamamalısınız, aslında ahlaken de saklayamazsınız. bunu dünya ile paylaşma göreviniz var. ve yaptınız da: meslektaşlarla şifrenizi paylaştınız, arkadaşlarınız için dosya indirdiniz.

dışarıda bırakılanlar, bu sırada siz de boş durmuyordunuz. çatlaklardan gözlüyordunuz, çitlerden tırmanıyordunuz ve yayıncıların kilit altına aldığı bilgileri özgürleştirerek arkadaşlarınızla paylaşıyordunuz.

ama bütün bu eylemler karanlıkta, yeraltında gizlenerek ilerliyordu. hırsızlık veya korsanlık denildi, sanki bir bilgi hazinesini paylaşmak bir gemiyi soyup mürettebatı öldürmek ile ahlaken eşdeğermiş gibi. fakat paylaşmak ahlaken yanlış değildir, aksine ahlaki bir buyruktur. yalnız açgözlülükten gözü dönmüş birisi arkadaşına istediği kopyayı vermez.

büyük şirketlerin, elbette, açgözlülükten gözleri dönmüştür. uydukları kanunlar da bunu gerektirir, aksi halde paydaşları isyan eder. ve satın aldıkları siyasetçiler onlara arka çıkmak için kimin kopya çıkarabileceği üzerinde onlara istisnai haklar veren kanunlar çıkarır.

adil olmayan yasaları izlemek adaletli olamaz. aydınlığa çıkmanın, büyük sivil itaatsizlik geleneğimizle, kamusal kültürümüzün şahsi gaspına karşı olduğumuzu ilan etmenin zamanı gelmiştir.

nerede depolanmış olursa olsun, bilgiyi almalı, kendi kopyalarımızı çıkarmalı ve dünya ile paylaşmalıyız. telif hakkı biten şeyleri alıp arşive eklemeliyiz. gizli veritabanlarını satın alıp internete koymalıyız. bilimsel dergileri indirip dosya paylaşım ağlarına yüklemeliyiz. gerilla açık erişim için savaşmalıyız.

bütün dünyada yeterince fazla sayıda olursak, yalnızca bilginin özelleştirilmesine karşı güçlü bir mesaj vermekle kalmayacağız, aynı zamanda onu tarihe gömeceğiz. bize katılıyor musunuz?

aaron swartz
temmuz 2008, eremo, italya
çeviri: alternatif bilişim

fanzin x

x4

efe tuşder’in hamlesi imiş. son dönemde tarzı olan işlerden. okuyunuz.

fanzin x

midway

chris jordan abimizden daha önce bahsetmiştik. kendisi bu sefer fotoğrafın ötesinde film projesi ile karşımıza çıktı. insanoğlunun çevreye verdiği tahribatın en trajik örneklerinden biri ile yüzümüze vurmaya devam ediyor. gezegenimizin en uzak köşelerinde onbinlerce bebek albatros pasifik okyanusdan gelen plastik çöpler midelerinden çıkmış vaziyette ölü bulunuyor. yorumu kendiniz yapın.

midway film

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.