Menü Kapat

Ay: Aralık 2012 (sayfa 1 / 3)

düşünebiliyor musunuz?

nihat inanç

düşünebiliyor musunuz, amfide film gösterimleri, tiyatrolar, konserler düzenliyorlar! – muş alparslan üniversitesi “rektörü” nihat inanç

düşünemiyorsunuz.

dawlishli punklara

dawlishli punklara

– tipografik müdahele . etilen . tık deyin büyür.

Dawlishli Punklara

Elektrikli saçlarınızın altın sarısı güzelliği Blake’in Kutlu Gün çocuğu gibi,
sanayi çarmıhı için açıyorsunuz kollarınızı
Üretim hattında kazandığınız haftada 45 sterlin
15’i vergiye gidiyor, Bayan Thatcher’ın nükleer dölyatağı kabarıyor yavaşça
Demir Leydi öküz gibi yiyor erkinizle saatlerinizi sterlinlerinizle onurunuzu
radyoaktif çişini fışkırtıyor mantarlarla bezeli koyun otlaklarınıza.
“Kentsoylulara Karşı!” bayrak açıyor küstahlığınız, o biçim giysileriniz
Paranın Yerleşik Düzeni’ne karşı pata küte takılıyonuz garajlarda filan döktüren gruplarla
Elektronik fabrikasındaki gırgır köleliğin ardından
gümüş iğneleri takıyonuz burnunuza, kulağınıza altın küpeleri
muhabbet ediyonuz Plymouth trenindeki profesörle, hani şey diye soruyordu
“Gazetelerde yazdığı, televizyonda hep söylenip durduğu gibi beyinlerinizi haşat ediyo mu
harbiden marihuana?”
Anası bellenmiş ilençli bebeler tepinip duran bi vagonda Cornwall Kıyı Hattında, Uğurlar ola
danseden devriminize!
Altın sarısı Oxford hanımefendilerininki denli güzel mi güzel gövdelerinizle-
Sizin üşütük öfkeniz Cambridge’deki öyle dudak büzmeli falan kesip durmalardan daha
yalınkat, daha çelebi be,
sizin ağzınızda daha sıkı argo var, daha çok öpücük helal Eton’da çayını ayıla bayıla
yudumlayan nükteci molozlardan
çörekler ve geleneksel kaymağınız üzerine fısıldaşan şu hıyarlar hani
müziğinizi yönlendirip el emeğinizi vergilendirmeyi bi Resmi Sırlar Yasası’yla kıyak küstah
dilinizi yola getirmeyi tasarlayan sinsi sinsi.

Cornwall, 18 Kasım 1979 

diktatörler

“Suriye için artık söz bitmiştir. Bu alçakça katliamlar, bu soykırım girişimleri, bu insanlık dışı vahşet, artık gitmekte olan bir rejimin ayak seslerinden başka bir şey değildir. Biz bu sahnenin benzerini Irak’ta, Saddam rejiminde gördük. Biz bu sahnenin benzerini, Libya’da, Kaddafi rejiminde gördük. Biz bu sahnenin benzerini, Mısır’da, Mübarek rejiminde gördük. Kendi hırsı, kendi koltuğu, kendi ikbali ve istikbali için, halkına silah çevirenler, halkına helikopterlerden bomba yağdıranlar sadece ve sadece kendi sonlarını hazırlarlar. Bütün diktatörler korkaktır. Bütün diktatörler zalimdir. Bütün diktatörler, ülkelerinin düşmanlarından değil, kendi halklarından çekinirler.” – tayyip erdoğan.

sen sus sözlerin konuşsun.

Erdoğan, 105 araçlık bir konvoy, 2.500 polis, 8 TOMA ve 20 zırhlı araçla ODTÜ’ye ulaştı. Başbakanı protesto etmek için toplanan öğrenciler ile polis arasında olaylar yaşandı.

II. alternatif medya şenliği – program akışı

yarın bir aksilik olmaz ise saat 12:00’den itibaren fanzin standımız ile, 14:30-16:00 arasında da söyleşi ile alternatif medya şenliğindeyiz. gelenlere ayrıca süpriz dans şovlarımız bile olacak. programda ismimizin geçmemesinin sebebini organizatörler izdihamdan korktukları için ve yer sıkıntısı olarak açıkladılar. peki dedik. görüşürüz. erol bey de notunu iletmemizi rica etti.

gerzekler

 

TARİH: 23 ARALIK PAZAR

Şenlik mekanı:  Geoaktif Kültür ve Aktivizm Merkezi

Atıf Yılmaz Caddesi No 16 Kat 4 – 5 Beyoğlu,

  1. 1. Bir araya geliyoruz: Stantlar ve Alternatif Medya Platformu’nun oluşturma girişimi
  2. 2. Tartışıyoruz: Söyleşiler, sunumlar ve sohbetler
  3. 3. Paylaşıyoruz: “Sanatsal İfade”de alternatif bir söylem olarak sanat ve sanatta alternatif söylem

12:00-13:30 “Komşudan al haberi”: Yurttaş gazeteciliği

Moderatör:

Erkan Saka (Yrd. Doç. Dr, Bilgi Üniversitesi)

Konuşmacılar:

Nilay Vardar (Bianet)
Necip Çapraz (Yüksekova Haber)
Oral Kaya (Aynalı Pazar, Çanakkale)
Cem Aydoğdu ve Engin Önder (140 Journos)
Emrah Uçar (Ötekilerin Postası)

13:45-15:15 “Güvercin Tedirginliği”: Nefret Söylemi ve İfade Özgürlüğü 

Moderatör:

Yasemin İnceoğlu (Prof. Dr, Galatasaray Üniversitesi)

Konuşmacılar:

Cengiz Alğan (Sosyal Değişim Derneği)
Melisa Akan (Hrant Dink Vakfı)
Michelle Demishevich (Yeşiller ve Sol Gelecek)
Ömer Akpınar (Kaos GL)

15:30-16:45 “İsyan ekrandadır”: Dijital aktivizm 

Moderatör:

Barış Gençer Baykan (Dr., Bahçeşehir Üniversitesi – Betam)

Konuşmacılar:

Aslı Tunç (Prof. Dr, Bilgi Üniversitesi)
Özgür Uçkan (Dr., Bilgi Üniversitesi ve Alternatif Bilişim Derneği)
Uygar Özesmi (Change.org)

17:00-18:30 “Copyright & Copyleft”: Fikri haklar ve korsan politikalar 

 Moderatör:

Aslı Tunç (Prof. Dr, Bilgi Üniversitesi)

Konuşmacılar:

Avukat Serhat Koç ve Avukat Nihan Güneli
Ahmet Asena (MÜYAP)
Sezai Ozan Zeybek (Dr., Sabancı Üniversitesi)
Efe Göktoğan (Yeşiller ve Sol Gelecek)
Ramazan Kaya (Yeşil Gazete)
Şevket Uyanık (Türkiye Korsan Partisi Hareketi)

19:00- 20:00 “Şimdi sıra bizde”: FORUM: Alternatif Medya Platformu’na doğru

Moderatör: Alper Tolga Akkuş (Yeşil Gazete)

Sanata kulak veriyoruz: “Alternatif bir söylem olarak sanat, sanatta alternatif söylem”

Fanzin sergisi
Tuğkan Altuğ
Gizem Aksu (dansçı&koreograf)- dans performansı
Devin Bahçeci (Nor Radyo ) özel yayın
Gizem Akman (performans sanatçısı)
Erbatur Çavuşoğlu (Zardanadam)
Başak Acar

****

13:00 – 14:00 : Beden Müziği
14:00 – 14:30 : Erbatur Çavuşoğlu- Zardanadam
14:30 – 16:00 : Fanzin söyleşisi : Altmışiki YTL, Postrock, Palaspandıras, Bisedebiyat
16:00 – 16:30 : Tuğkan Altuğ – Müzik
16:30 – 17:00 : Gizem Aksu, dans performansı: merkezkaç?
17:00 – 17:30 : Erbatur Çavuşoğlu – Söyleşi
17:30 – 18:00 : Sürpriz Performans
18:00 – 18:30 : Tuğkan Altuğ – Doğaçlama müzik
18:30 – 19:00 : Gizem Akman – dans performansı
19:00 : Geoaktif dans gösterisi

devrim ve kar

devrim istanbulda karlı bir günde başlayacak. vatandaşı başka hiçbir şey bu kadar sinirlendirmiyor.

via. kıcalı.

tüketicilerin dikkatine!

amerikan kültürüne ayak uydurmaya çalışan bizlere olayın bir de bu boyutundan bakmamız için oldukça faideli bir metin olarak görüyorum. metin içerisindeki gerekli alanları türkiyeye uyarlamak hiç de zor değil. kendinizi tüketmeyin.

etilen tayfasından.

mindless consumerism

 

Tüketicilerin dikkatine!

 Gezegenimiz ısındıkça, hayvanların soyu tükendikçe, insanlar daha çok hastalandıkça, ekonomimiz hortumlandıkça ve politikacılarımız daha çok kafayı yedikçe biz hala kendimizi kapitalizm makinesinin göğüslerinden emmek için sallanıyor buluyoruz. Bu bizim tesellimiz, bizim sakinleştiricimiz – tüketim kitlelerin uyuşturucusudur.

“Patolojik tüketim” safhasına geldik, George Monbiot bunu şöyle açıklıyor; “dünyayı tüketen kolektif deliliğin salgını reklamlar ve medya tarafından o kadar normal bir hale getiriliyor ki bize olanın farkına nadiren varabiliyoruz”

Bunun farkına varan, kötüleyen, uzak duran ve kapitalizmden sakınmaya çalışanlar… Yılbaşı bizlerin ilginç ve güçlü bir gücü içinde barındıran akıma kapılarak Amerikanın zevk verici tüketim kültürü ritüaline katılmaya mecbur kılınıp aniden bu durum için günah çıkarttığımız zamanlardan biri.

Kredi kartı limitlerimizi zorladıkça, Amerikan ekonomisinin kahramanları olmayı umuyoruz – ekonomiyi yaşanan krizden kurtarmak. Fakat bunun yerine, oldukça karmaşık olan bu resesyonun içerisine düşüyoruz ve ruhumuz bir kere daha batıyor, ekonomistlerin bir çıkış olarak kulaklarımıza fısıldadıkları – daha fazla tüket! Bu bizim bağımlılığımızın paradoksu – daha fazla dibe vurmak için boşluğu doldurmak.

Daha az tüketime çağrı – duyulduğu zaman – ukalalık, saflık, otoriterlik ve hatta delilik olarak görülerek kınanıyor.

Deliliğin nerede olduğuna siz karar verin. Her beş Amerikalıdan dördü Adderall, Ritalin ya da Prozac kullanıyor. Her üç kişiden biri obez. Kongo’daki insanlara son akıllı telefonumuzun güncellenmesi kolaylaştırılsın diye katliam yapılıyor. Amerika, Avrupa, Kanada, Avustralya’da 5 yıldızlı yaşam standartlarında yaşıyoruz. Eğer hala tüketiminizi durdurmak için bir sebepe ihtiyacınız varsa – üretim ve tüketim döngüsünün dünyanın karbondioksit salınımının yarısından fazlasına sebep olduğunu düşünün. Ve eğer biz dünyayı sadece 4 derece daha ısıtırsak, insan uygarlığının toptan ve geri dönülmez çöküşüne tanık olacağız. Biz kendimizi öldürüyoruz – ve hatta küresel ısınmanın yavaş yavaş bizi parçaladığını reddediyoruz – biz hala – koyun gibi – süpermarketlere doğru olan izdihama katılmaya devam ediyoruz. Önemli ritüallerin dışında, biz sadece Yılbaşı alemi gibi anlamlı olduğu için gerçekleşen – bizim kültürümüzün yoksun olduğu – arzularımız gerçekleştirmek için bu kadar yaygara koparıyoruz.

Endişe duymanız gereken ekonomik kriz değil … kültürümüz, gerizekalı! Kültürel uçurum askımız – toplumsal ruhsağlığımızın üzerinde bir çivi ile asılı.

“Buy Nothing Christmas” bu meselenin kalbine giriyor. Bu sihirli dönemin ritüallerinin – bilinçli ve kasıtlı olarak – radikal ve özgür bir biçimde tercih edildiğini yeniden belirtiyor. Yılbaşı yaklaştıkça, bu kabustan uyanacak, alışkanlıklarınızı yenebilecek kadar güçlü hissediyor musunuz … var olmanın yeni tohumlarını ekebilecek kadar cesur musunuz? Yaşamınızı bir gösteri, bir meydan okuma, bir sanat parçası, kahramanca bir yolculuk haline getirin. Bu yılbaşı başlayın – aileniz ve arkadaşlarınız ile bir araya gelip ve bu yıl farklı olacağına ant içmeye cüret edin.

Ve eğer hazırsanız, bu mesajı sokaklara yayın. Bu andan itibaren yeni yıla kadar, alemci arkadaşlarınız ile birlikte bir araya gelin ve bütün dünyanın görebileceği #BUYNOTHINGXMAS mesajlarını gururla taşıyarak New York Times Square – global reklamcılığın ikonik merkezi – etrafında tur atın.

Yılan yılı geliyor!

Adbusters tayfasından.
Çeviri: etilen

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.