Menü Kapat

Ay: Aralık 2011 (sayfa 1 / 3)

orospunuza merhaba deyin!

Çok arkadaş canlısıyım lan ben! Valla bak, nereye gitsem kaynaşıveriyorum insanlarla. Çok süper bir özellik – çeşit çeşit adam tanıyorsun sonunda.

Thailand (halk dilinde Taylant)’taydım bir süredir. Dedim buralara kadar gelmişim bir gideyim Pattaya’yı göreyim. Neden mi Pattaya? Bu şehir sırf Amerikalı askerlerin Asya’da da sevişebilecek bir yerleri olsun diye bir “seks cenneti(günahkarlar için)” / “günah yuvası (temizler için)” na dönüştürülmüş bir mekan. Hele bu ağabeylerimizin Walking Street diye bir mekanları var – yok böyle bir olay.

Size Thailand’ın sex demografisinden başka bir yazıda bahsedeceğim. Bu yazının amacı Walking Street’te tanışılmış bir “orospu” nun ağzından birçoğunun öyküsünü anlatmak. Önemli not, orospu kelimesi tamamen dünyanın en eski mesleklerinden biri olan hayat kadınlığından sanki kendimiz-değilmiş-onlara-giden-de-onlar-kendi-kendine-var-olmuş gibi onlardan tiksinmemize bir tepki olarak kullanılmıştır.

Orospunuzu tanıyalım:

Lakabı: Şanslı inci (Gerçekten çok şanslı – 33 yaşında – hayatının 10 yılını bir fabrikada aylık 160 dolara çalışarak geçirmiş. 31 yaşında kocasını trafik kazasında kaybetmiş. Kocasının (şöför) biçtiği arabadaki insanların yaklaşık 80.000 dolarlık tazminatını – inşaatı yarım kalmış gecekondusunun yaklaşık 10.000 dolarlık masrafını ve 8 yaşındaki çocuğunun yıllık 1000 dolar olan okul masrafını tek başına ödeme yükümlülüğüyle karşı karşıya kalmış bu olayın ardından. E 200 dolarla bu iş olmayacağına göre ne yapmak gerek? Thailand’dasın abi cevabı belli!

Güzellik ölçütü: Normal bir Asyalı kadın – minyon çok güzel bir kadın da değil. Ayrıca çocuk doğurmuş bir vücuda sahip.

Günlük kazancı: 70 dolar.

Kişisel masrafları: 150 dolar oda kirası /150 dolar yiyecek / 150 dolar sağlık testi ve kozmetik malzemeleri

Müşteri profili: 45-70 yaş arası, onun tabiriyle sert davranışlı/emirler yağdıran kart erkekler. Genellikle Hindistan, Kore ve Tayvanlı’lar.

Artısı: Kondomsuz asla oral/anal/vajinal ilişkiye girmemesi. Ha bir de kadının duyguları var abi!

İdeali: Kazasız belasız şu işten kurtulup Kuzey Thailand’daki evine dönmek – bitirdiği gecekondusunun bahçesine ev-yemekleri yapan bir restoran açmak. Pirinç tarlalarında aylık 50 dolar kazanan annesini ve yağ fabrikasında aylık 140 dolar maaş alan kardeşini de içinde bulundukları bataktan kurtararak mutlu mesut çalışmak.

Şimdi efendiler, bu Walking street denilen yer Şanslı İnci ve benzerleriyle dolu. Sadece Walking Street değil tüm genelevler böyle. Bunu bir aklımıza yazalım.

Kendinizi çükü kalkmayan, kadını (daha da önemlisi bir insanı) metalaştıran, onların zor durumunu istismar eden, bundan zevk alan, kendi karısı yataktan attığı için bu insanlara tokat atan-döven, kendi boşalamadığı için kadına parasını ödemeyen, kendini temiz kadını ahlaksız / orospu sayan moruklarla, eziklerle, apaçilerle bir araya koyup koymama kararı size kalmış.

Ben size çok kısaca orospunuzu anlatayım dedim.
Selametle

kader . 2006

Sen de anla artık başka yolu yok bunun. Yazıkmış, kılmış, tüymüş hepsi hesap edildi bunların. Her şeye hazırım diyorum sana. De ki iyilik ediyorsun, de ki sevap işliyorsun. Herkesin inandığı bir şey vardır bu amına kodumunun hayatında. Benimkisi de sensin. Napayım… Geçen gece çocuk hastaydı. İlacı bitmiş, almak için dışarı çıktım. Sağa sola saldırıp nöbetçi eczane arıyoruz. Birden durup dururken içim cız etti. Bi baktım gene aynı karın ağrısı… Öyle özlemişim ki seni, dönerken bir meyhane gördüm. Bi tek içeri girdiğimi hatırlıyorum bi de rakıya yumulduğumu. Arkasından en az dört cigaralık… Sonra gözümü bir açtım karşıdan karlı dağlar geçiyor. Bir daha açtım başımda bir çocuk, kalk abi diyor Kars’a geldik. Otobüsten indim, yürümeye başladım. Dedim Allahım nerdeyim ben, burası neresi. Sonra güç bela burayı buldum. Kapının önünde durup düşündüm. Dedim Bekir, bu kapı ahret kapısı, burası sırat köprüsü. Bu sefer de geçersen bir daha geri dönemezsin, iyi düşün dedim. Düşündüm, düşündüm. Ama olmadı. Dönemedim. Sonra bak oğlum dedim kendi kendime. Yolu yok çekeceksin, isyan etmenin faydası yok. Kaderin böyle. Yol belli, eğ başını, usul usul yürü şimdi.

future demeyi öğreniyoruz

sex pistols ve sid vicious her ne kadar no future diye diye başımızın etini yese de mfö ve mazhar alanson da benim hala umudum var demeye devam ediyor. etilene de olayın özüne inmek kalıyor; future demeyi öğreniyoruz.

yukarıda görebildiğiniz gibi dudak hareketleri konusunda sıkı bir idman yapmanız gerekmekte. ama sonunda söylemeyi başardığınızda, dudaklarınızın son aldığı ifade gülümsemeye çok yakın. yes future.

yakında sokaklarda

öyle diyorlar.

kolektif 26a – sahaf

geçtiğimiz günlerde kadıköy-moda yolculuğu yaparken birden karşıma çıkan fanzin tabelası ile keşfettim kolektif 26a sahafını. detaylı inceleyecek vaktim olmadı fakat 6 fanzinle çıkmanın haklı sevinci içindeyim. girişe yakın bir fanzin standı kurmuşlar – oldukça hoş olmuş. her türlü fanzin bırakma şansınız mevcut. fanzinlerin barkod ile okutulduğu günlerde daha ne istiyorsun kıvamında bir mekan. kullanalım, kullandırtalım.

ayrıca beyoğlunda bir de kafe’leri mevcutmuş. orayı henüz görme şansım olmadı ama kısa vadede tecrübe edilecek. zapatistalardan gelen kahvenin, antepten gelen salçanın ve cide loç vadisinden gelen tarhanın tadı pek tabii başka olacaktır.

26A Kollektifinin bir diğer ayağı İstanbul’un Kadıköy semtinde direnişini sürdüren 26A Sahaftır. 2 Aylık bir zamanda toparlanan kitap, dergi, fanzin ve benzeri yayınların karsız bir şekilde satışına yönelik işletilen bu mekan aynı zaman da bilginin paylaşılması ve üretilmesi adına düşünülmüş bir deneyim sürecidir. Yine 20 küsür gönüllüsüyle işletilen Sahaf diğer muhalif yayınevleri, kitap ve sahaflarla dayanışma halindedir. Fotokopiyle basılan yayınların satış noktası olan ve bu dolaşımı sağlayan 26A Sahaf aynı zamanda bahçesinde farklı atölye çalışmaları ve sohbet ortamları gerçekleştirmektedir. Sessiz bir ortamda okuma, sohbet etme dışında paylaşma ve dayanışmayı ilke olarak benimseyen 26A Sahafta, 26A kollektifinin ürettiği yiyecek ve içeceklerde sunulmaktadır.

SAHAF 26A
Caferağa Mah. Sakız Sokak No: 3/1 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: (0216) 336 37 52

KAFE 26A
Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sokak No: 26/A Beyoğlu/İSTANBUL
Tel: (0212) 243 60 85

black friday, cyber monday and what the fuck

black friday terimi 1966 yılının şükran gününün ertesinde artan yaya ve araç trafiğini tanımlamak için kullanılmış. 1975 yılında ise bu terim dükkanların bilançolarında yer alan ve zarardan kara geçişi gösteren bir terim olarak evrilmiş. cyber monday lafı ise yine şükran günü sonrasında online alışverişi canlandırmak amaçlı 2005 yılında icat edilmiş. an itibariyle cyber monday geride kalsa da önümüzdeki yıllarda black friday’i geçeceğini tahmin ediyorum.

bu yıl black friday’de 226 milyon insan alışveriş yapmış. toplamda 52 milyar dolarlık bir harcama yapılmış. dünya üzerindeki 117 ülkenin GDP’si bu rakamdan daha az ve harcanan bu rakam 2 yıl boyunca dünyadaki bütün aç çocukları besleyebilir.

black friday’i geçtiğimiz haftalarda tecrübe ettik. türkiye’de henüz beklenilen etkiye ulaşmamış bir oluşum ama alışveriş haftası-günleri vb. aktivitelerle buraya doğru yol alıyoruz ayrıca yılbaşı hediyesi performansımız hiç de kötü değil.  yani yankiee go home demek yerine onlar gibi tüketmeyi tercih ediyoruz. inanılmaz miktarda tüketim yaparken, çevreye zarar vermek bir yana saatlerimizi, günlerinizi harcayarak kazandığımız parayı çılgınlar gibi harcamaya devam ediyoruz. yeni yıl arefesinde bu geleneği sürdürmeye hazır olduğunuzu biliyoruz ama durup bir kaç dakika düşünmeniz için de isteklisiniz. ve bu yetmez ama evet.

korkmayın, yapacağınız şey çok basit: herhangi bir şekilde hediye almayın ve merak etmeyin alternatifleriniz var;

  • kendi hediyenizi yapın. herhangi bir el sanatını kullanabilirsiniz.
  • kurabiye, kek, pasta gibi birlikte tüketebileceğiniz hediyeler hazırlayabilirsiniz.
  • hizmetinizin hediyesini verebilirsiniz – araba yıkamak, çocuk bakmak, ev temizlemek vs.
  • ikinci el dükkanlardan kullanılmış hediyeler alabilirsiniz
  • bir yere bağış yapabilirsiniz
  • bir yerde gönüllü çalışabilirseniz
  • tüketmek yerine bir grup olarak bir şeyler üretebilirsiniz
  • ihtiyacınız olmayan şeyleri başkalarına verebilirsiniz
  • ya da sahip olduğunuz şeylerin değerini bilebilirsiniz

bunlar gerçekten zor değil. ciddi miktarda para tasarrufu yaparken aynı zamanda eğlenebilir, ailecek yaratıcı olabilirsiniz. çocuklarınıza bir şeyler vermenin sadece satın almaktan ibaret olduğunu, birilerine sevgi göstermenin bir şeyler satın almadan mümkün olmayacağını öğretmek ya da  yaratıcılık yerine tüketicilik görmek istiyorsanız bildiğiniz yoldan da devam edebilirsiniz.

satıcılar tabii ki sizi kandırmak için yine elinden geleni yapacak. ve çoktan öğrendiğimiz gibi onlar bizlerden çok daha güçlü ve kendilerinden kurtulmanın tek yolu görmezden gelmek. herhangi bir şekilde reklama maruz kaldığınızda sadece gözardı edin hepsi bu. bir takım insanlar tarafından da hoş karşılanmayacaksınız bu da oldukça normal. ısrar etmeyin, onları zorlamayın sadece anlatmaya çalışın. dünya üzerinde görmek istediğiniz değişimi önce kendinizden başlatın.

hepimizin kırismıs bayramı şimdiden mübarek olsun.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.