Menü Kapat

Ay: Ağustos 2011 (sayfa 1 / 4)

kadıköy felsefesine giriş

Açık Hava’da Bob Dylan konseri, Akmar Pasajı, Otostop, Fanziler, “uzun saç”, Beatles, Pink Floyd, Çubuk Kraker, Bodrum, Moğollar, ölmek, Erol Taş, Zen Kaçıklar, şorşak, ölü atlar, the Doors, şarap, San Francisco, LP, Sultanahmet, proteo, Beyoğlu…

üstteki keywordler ve ismi dolayısıyla yeterince ilgi çekici bir kitap. şahin uruk tarafından yazılmış, ilk 6:45 basmış, tükenince ve talep oluşunda phoenix biz de basalım demiş. içeriğe gelince ortada kadıköy felsefesine dair pek bir şey bulamazken, oldukça kısa cümlelerle yazılmış, kısa bir hayat hikayesi buluyorsunuz okudukça. eğlenceli sayılır. okuyacaksanız tek okuyuşta şat yapınız.

çok yürümüştüm. herhalde yürüyerek gidebileceğimi düşünmüştüm.

kadköy felsefesine giriş
phoenix yayınevi
şahin uruk
126 sf ~ 14×20 cm.
ankara . 2002
isbn: 9789756565216

 

kuaför cengiz

sekiz senenin birikimi iki kelimeyle adını bulmuş oldu… 8 sene uğraş, 8 sene vahşet, 8 sene kriz, 8 sene dehşet, grevler, politika, saçmalık… tabelaya bakıp birbirimize döndük. aynı anda ”kuaför cengiz” deyiverdik. her şey böylece devam etti…

kuaför cengiz 1992 yılında kurulmuş ilk t.c.g.c.(türkiye cumhuriyeti grindcore) grubu. ekip albayrak-gitar&vokal, çaykur-bas&vokal, fatih davul’dan oluşuyor. bir müzik grubunun sahip olabileceği en güzel isimlerden biri de kendilerine ait kanımca. 1999 yılında çıkardıkları istanbul hatırası adlı demo albümden sonra dağılıyorlar. kısa ömürlü bir grup olmasına rağmen grindcore piyasasında etkileri büyük. kayıtları leş dediğimiz tarzda, müzik yeterince sert ve gülmek için birebir.

bir gün bir minibüse binin. fatih’ten küçükköy’e kadar gidin. siz de binlerce kuaför cengiz şarkısı bulabilirsiniz. bunun en güzel zamanı mart ayıdır. fatih’te kardeşliği konuşalım.

siyah beyaz, şaban abi’nin çay bahçesi, fatih’te kardeşlik var, 5 vakit coca-cola gibi şarkılarıyla gönüllerde taht kurmuş kuaför cengiz’in demosunu indirirken vokali albayrak ile yapılmış röportajı okuyabilirsiniz. siyah beyaz’dan mütevellit o şarkının lirikleri de sosyeteden hediye. ne de olsa yine kriz durumundayız.

istanbul hatırası . 1999

1. intro – çobansız koyunlar
2. mc türkiye gibisi yok
3. şaban abi’nin çay bahçesi
4. eczane limon
5. hamurdan kabızlar
6. yine kriz durumundayız
7. the smokie is great
8. 666. hükümet
9. siyah beyaz
10. fatih’te kardeşlik var
11. vinç
12. 5 vakit coca cola
13. atomik hurdacı

download . kuaför cengiz ~ istanbul hatırası

kuaför cengiz . myspace
kuaför cengiz röportajı

siyah beyaz

inönü
smoke above the dardanelles
smell of war still in our brains
1903 we come from dust
dawn of a new age

siyah beyaz
been so long but now we can fly
soon the jackals will be ceased
no longer servants of your master
no longer victims of your feast

kara kartal
the moon and star bound long ago, in disgrace.
celestial essence now ascends
to free them of their chains.
below, a lone wolf howls, “türk asla yenilmez”.
now your tyranny will end.
come to our merciful kingdom
bayern, leeds, a.c. milan
see the meaning of truth
piç avrupalı takımlar.

 

gg allin

gg allin, gerçek ismi jesus christ allen (1956-1993). müzik dünyasının en tehlikeli adamı. tehlikeli olmak için değil, tehlikeli olduğu için tehlikeli olan adam ve yapmak istediğinin rock müziği tekrar tehlikeli hale getirmek olduğunu her defasında söyleyen biri. uçlarda yaşamanın en uç noktasındaki adam.

eğer normal bir ailem olsaydı belki daha da kötü olurdum.

bu kadar sorunlu bir adamın normal bir aileden gelmesini bekleyen var mıydı? bence yoktu. abimiz hava karardıktan sonra konuşmayı yasaklayan ve elektriği olmayan bir klübede yaşayan dinle kafayı bozmuş bir adamın oğlu. 12 yaşında lyme hastalığına kapıldığı ve bu kadar küçük yaşta böyle bir hastalıkla karşılaştığı için sıkıntılarını hayatı boyunca yaşadığı da söyleniyor. babası ile annesi boşandıktan sonra üvey baba ile yaşama durumuna devam edip öğrenim hayatım boyunca arıza yaşama geçiş yapıyor. new york dolls’tan etkilendiğini belirterek okula kızların giydiği kıyafetle gidip, hırsızlıklık, sapıklık, uyuşturucu satıcılığı gibi cici olmayan ne varsa öğreniyor.

gg allin

herkesten nefret ediyorum

ilerleyen yaşlarında bir şekilde evlenip “gg allin & the jabbers” adlı grubu kuruyor. o dönemki eylemleri cam kırıkları üzerinde sahnede yuvarlanmak ve arada pipisini seyirciye göstermek olan gg allin’in asıl arızaları jabbers’dan ayrıldıktan sonra başlıyor.  “eat my fuck”, “suck my ass it smells”, “be my fucking whore” gibi şarkı sözlerinin ardından yazdıklarını uygularcasına her seferinde daha manyakça hareketler yapmaya başlıyor. evvela sahnede eline geçen kesici bir şey ile kendini doğrıp, mikrofon ile kendi dişlerini parçalıyor, seyircilere saldırıyor, sahneden atlayıp kadınlara tacizde bulunuyor, sahnede kadınları dövüp yine sahnede “sıçıp sıvama” hareketini mecazi anlamda değil gerçek anlamda yapıyor. bu gerçek anlam “boku yedim” ve “bok atmak” durumu için de geçerli. ayrıca makata mikrofon, muz sokma gibi eylemleri de oluyor.

etkilendiğim herhangi biri, herhangi bir kahramanım yok. sadece ben varım.

bunlara yaparken bir çok kez ölümden dönüyor. bir yandan uyuşturucu kullanıp, evlilik dışı çocuk sahibi oluyor. defalarca hapse girip çıkıp vücuduna jilet + tükenmez kalem mürekkebi ile dövmeler yapıp yaptırıyor. kendisiyle evlenmek isteyen bi kadına işkence ediyor. bu yaptıklarının hiçbirini reddetmeyip ve kendisiyle gurur duymayı da ihmal etmiyor. sahnede kendini ve izleyicilerini öldüreceğini idaa ederken de eroin komasından ölüyor.

yaptığım şey gerçek. dışarıda savaş var.

todd phillips kendisi hakkında “hated: gg allin and murder junkies” adlı bir belgesel çekiyor. gg allin ölmeden önce belgeselin gösteriminde fırlattığı bira şişeleriyle bir kadını yaralayıp karakolun yolunu tutarken filmin tamamını göremiyor. fakat film todd phillips’e sarılıp olumlu yorum yaptığı belirtiliyor.

seyircim orada benim için var.

kendisinin yaşamı ilginçliğini korurken bana daha da ilginç gelen bu abinin bile oyuncaklarının yapılıp satılması. grubu murder junkies ismini kullanarak müzik yapmaya devam edip, ürünlerini satması bir noktaya kadar mantıklı gelebilir ama kapitalizmin gg allin’i bile satıyor olması onu en tehlikeli şey yapmaya devam ediyor.

turne yaptık, ve ben daltonda, georgiada ve ardında orlandoda, davulcumuzla floridada ve ardından houstonda ve texasda tutuklandım.

mideniz kaldırırsa belgeseli izleyebilir, abinin görsellerine küçük bir aramayla ulaşabilirsiniz. mtv panklarına asi sıfatı eklerken, bir kez daha düşünmeyi de ihmal etmezsiniz.

yavşak & %otuz split fanzin

kel kafalar

kurulu düzenin ve medyanın düşmanı türkiye’nin en çok satılan split dergisi yavşak ve %otuz split 1993 yılında yapılmış bir hamle. gerekirse tek başına diyen %30 gelecek sayısında herkese akineton vermeden önce medya boku yavşak ile bir araya gelelim demiş. iyi ki de demiş. 20 sayfa A5 fanzinimiz lafa şöyle girişmiş;

MACHO EDITORISMA!
. yeah yankeez! yeni sayı kasımda falan çıkıcaktı. fakat sizin “ne bçim dergi lan bu, sektir lan bi-daa getirme, mına korum” gibi buçuk yusuf iltifatlarınız bizi suç işlemeye itti. he! he! he! karşısınızdayız işte kol gibi… %30un bu sayısı medya boku yavşak ilem geldi. unutmayın %30 gelecek sayıda herkese akineton veriyor. bu arada %otu’s ea recordsa faaliyete geçti. hardcore – punk lp, ep, mc, zine… liste için 2000 paralık pul gönderin.

muhteviyat
%30
– yeraltında metal basın; abzoort, regorge, rock dünyası, mega metal, laneth
– nasıl çalıyorlar?
– kel kafalar
yavşak
– buffalo bill
– bir şeyler
– mc soykırım’s
– boş sayfa
– insanların sizi sömürmesine izin vermeyin
– olimpiyat boku

nasıl çalıyorlar?

hukuk ve demokrasinin kurallarına uygun ve de uzun namlulu silahlarıyla ölü olarak ele geçirilmeden çalıyorlar. çok yönlü soruşturmalar açılmadan bölgede de operasyonlar başlatılmadan çalıyorlar. babaları kılıfını hazırlayınca minareyi çalardı. bunlar kılıfa mılıfa boşverip kubbeyi de çalıyorlar. tef çalıyor, zurna çalıyor, zil çalıyorlar. velhasıl şahane çalıyor, acayip çalıyorlar.

yüzyılın başından bu yana iktidara geldikçe, milli kültüre sahip çıkma tutkusuyla çatır çatır demeç verme osurukculuğu var ya; o bir işmardır aslında.

dededlerimize, dedelerimizin dedelerine, dedelerimizin dedelerinin dedelerine layık olabilmek için rüşveti, yemeyi, çalmayı sakın unutmayalım. I. Selim’in vezir-i azamı Yunus Paşa çalardı. Kanuninin damadı Rüstem Paşa çalardı. III. Mehmet’in vezir-i azamı Hadım Hasan Paşa çalardı. Yemişçi Hasan Paşa da çalardı… Tanzimatçılar çalardı, ittihatçılar çalardı, cumhuriyetçiler çalardı.

her iktidara gelen, ilk ağzını açışta neden önce milli kültüre sahip çıkma coşkusuyla yanıyor, tutuşuyor? çünkü efendim, yerleşime kapalı arsaları karşılıksız kredilerle ucuza kapatıp arkasından da yasağı kaldırtarak, hepsini elli katına -banka yardımı sağlayacağın- bir kooperatife kazıkladın mı… heyt be bre bre… gelsin milyar, milyar, trilyonlar… ihalelerden de vurabilirsin, elaltı ortaklıklarından da vurabilirsin, dağdan bayırdan, ormandan çayırdan, havadan sudan, dereden ırmaktan, her şeyden vurabilirsin. onun için de tevfik fikret şöyle demişti: efendiler pek açsınız, bu çehrenizden bellidir. yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı, kim bilir? şu nimeti beleş huzurunuzla müftehir. yiyin efendiler yiyin, bu sofrayı sefa sizin. doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin.

yavşak & %30 splityavşak & %otuz split fanzin
1
1993
a5 – 20 sayfa
bu dergiyi çalın

rita gomes / wasted rita

rita gomes

rita gomes, kendi deyimiyle “wasted rita”. portekizde yetişmiş, new jersey’de kendini bulmuş. çok kuulum iyi ki varım diyor. freelance grafik tasarımcısı ve illüstratör ve doğuştan provokatör. son zamanlarda işleri ortalıkta pek sık dolanıyor. görmüş olma ihtimaliniz yüksek, görmediyseniz zaten bunun için varız. leziz işler, leziz cevaplar. afiyet olsun.

kimdir?
hala bunu anlamaya çalışıyorum

neden?
başkaları ile iletişim kurmak için favori yolum bu. bana mantıklı geliyor. beni mutlu ediyor. bunun için doğmuşum. akciğerlerim için oksijen gibi bir şey. dandik cevaplar vermeye devam edebilirim. fakat bence çoktan mesajı aldın ve ben kulağa garip gelmek istemiyorum.

düşlerde ne var?
havaalanları. tren istasyonları. yeni şehirler. günümü brooklyn’de ya da burası dışında var olan herhangi bir şehirde dev duvarları boyayıp bira içerek geçirmek. uzun yolculuklar. yeni insanlar. yeni manzaralar. yeni diller. yeni zihniyetler. yeni renkler. daha fazla değer. daha fazla aksiyon. daha az rutin. daha az gelenek. daha fazla gerçeklik. daha fazla tutku. daha fazla cesaret. yeni şeyler. daha az eski şeyler.

“beni daha önce bulunmadığım bir yere götür. gözlerimi aç, daha önce görmediğim renkleri göster bana. ağzını aç, daha önce duymadığım sözler söyle bana. şimdi hazırım, gidelim. sol kroşenle hızlı ve güçlü bir şekilde dünyamı yak – vida blue gibi.

ne yapmalı?
yapmak isteyip yapamadığınız her şeyi

ilham verenler?
herkes. iyi ya da kötü

ne okuyalım?
okurken sıkılmadığınız herhangi bir şeyi

ne dinleyelim?
zamanınızı harcarken saatin tıklamasını

ne izleyelim?
arkanızı. hepimiz sarı denizaltında zalim, zalim dünyada yaşıyoruz.

bize ne sorarsın?
siz türk erkekleri hindi rosto gibi büyük ve tatlı mısınız?
<etilen>türk erkeklerine sosyeteden kıyak: daha büyük, daha tatlı</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
bu ya da o?
o.

rita gomes

rita gomes or in her words “wasted rita”. conceived in new jersey, raised in portugal. she is a teenage cool kid, freelance graphic designer, illustrator and a natural born agent provocateur. delicious works, delicious answers. bon appetit.

 

 

who?
I am still trying to figure it out.

why?

It’s my favorite way to communicate with others. It makes senses to me. It keeps me happy. It’s what I was born to do. it’s like oxygen to my lungs. I could keep on getting cheesier. But I think you already got the message and I don’t want to sound weird.

what do you have in your daydreams?

Airports. Train stations. New cities. Spending my days painting huge walls and drinking beer in Brooklyn or any other exciting city out of here. Long travels. New people. New sights. New ideas. New languages. New mentalities. New colors. More values. More action. Less routine. Less tradition. More authenticity. More passion. More boldness. New things. Less same old.
‘Take me down the road to a place I’ve never been before. Open up my eyes, show me colors that I’ve never seen. Open up your mouth, give me perfect words I’ve never heard. I’m ready now, let’s go. Burn my world a southpaw curve, fast and hard – like Vida Blue.’

what should we do?

Anything you always wanted to do and haven’t done yet.

Those who inspire you?

Everyone. For better or worse.

what should we read?

Anything you won’t get bored reading.

what should we listen?

The clock ticking every time you’re wasting time.

what should we watch?

Your back. We all live in a yellow submarine cruel, cruel world.

what do you ask to us?

Are Turkish guys as big and tasty as roast turkeys?
<etilen> favor for turkish guys from etilen: bigger & sweeter.</etilen>

<etilen>can you please ask yourself a question and answer it?</etilen>
This or that?
That.

slop dans öğreniyoruz

Slop

bu krokide “slop” un bazı figürleri görülüyor. bacak ve ayakların çok zarif hareketleri üzerine kurulan slop dansı için münekkidler: “belki de twist’i bile gölgede bırakacak, zira çok kolay bir dans” demektedirler. ilk figürde, krokide görüldüğü gibi sol ayak arkada iken, sağ ayak zarif bir şekilde öne doğru getirilmektedir. sonra sol ayak, küçük bir adım atar gibi öne doğru atılır. buna mukabil de sağ bacak iyi kıvrılarak adeta yaylanır. en sonunda ise sol bacak da kıvrılır ve iyice yaylanır. madison’dan sonra ikinci bir salgın olan slop dansının da son zamanların modası twist’i epeyce hırpalayacağı münekkidlerce kabul edilmektedir.

münekkidlerce vatana millete faydalı içerik ürettiği konusunda hem fikir olanan sosyeteden bir hizmet daha. twisti bile geride bırakabilecek slop dansı öğretiyoruz. okuduğunuz gibi ayak hareketlerini kavradıktan sonra hep birlikte hasil adkins eşliğinde slop dans eyliyoruz. yeah slop.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.