Menü Kapat

Ay: Temmuz 2011 (sayfa 1 / 5)

sisifos neşriyat

kişiler sosyal ağların daha fazla içine dalıp bloglardan uzaklaşmaya başlayınca zaten oldukça düşük yüzdeli olan içerik üretimimiz son dönemlerde iyicene azaldı. son zamanlarda karşımıza çıkan ve bunun aksi yönünde hareket edenlerde yok değil elbet. sisifos neşriyat da bu grup içerisinde. apolitik, avangard, aynalar, objektif, fotoröportaj, röportaj başlıkları altında bir hareket söz konusu. tasarım itibariyle futuristikayı baya bir andırıyor. kendilerini de şöyle tanımlıyorlar;

Sisifos, sınırlı bir yazar kadrosuna sahip olmayan; ırkçılık, milliyetçilik, kapitalizm, militarizm, cinsiyetçilik, homofobi, transfobi ve türcülük karşıtlığı üzerinden kendini var eden online bir kültür, edebiyat ve düşünce neşriyatıdır. Bu doğrultuda kapısı düş müptelalarına açık olup, yeni insanlar tanımak, onları da günahına ortak etmek ister. Bu günaha ortak olmak için makalelerini, resimlerini, karikatürlerini, fotoğraflarını, şiirlerini ve hikayelerini gönderebilirsin. İlgin özlenir…

biz takibe aldık, siz de alın.

cronica de una fuga . 2006

cronica de una fuga

buenos aires, 1977. askeri rejime karşı olduğundan şüphe edilen gençlerin gerçek yaşam öyküsünden uyarlanmış filmimiz. cunta hükümeti için çalışan özel bir kuvvet bir futbol takımının kalecisini kaçırır. kalecimiz buenos airesin banliyösünde bulunan eski bir aristokratın evine kapatılır. gittiğinde bu işkence merkezinde yalnız olmadığını görecektir şeklinde bir akışa sahip. asıl yaşananlar da bundan sonra başlıyor zaten. biz de tekrarlıyoruz; bizim yönetmenlerimiz bunca darbe, işkence, cezaevi isyanı yaşanmış bir ülkede neden hala çarpıcı bir film çekemiyor.

her şeyi dışarıda yapılanı uyarlama mantığı ile çalışan ülkemizde bu konuda şanslıyız; benzer olaylar ziverbey köşkü‘nde de yaşandı.

kızlar nereye bakar

kızlar nereye bakar

vatana millete faydalı içerik temel prensibi olan sosyeteden işinize çok yarayacak bir paylaşım daha; bilimsel olarak kanıtlanmış kızlar nereye bakar haritası. bu harita yardımıyla yatırımınızı sadece ilk bakılan üç noktaya yapıp beğenileri üzerinize topladıktan sonra, like üzerine like, retweet üzerine retweet alabilirsiniz. işte dikkat etmeniz gereken ilk 10 nokta;

  1. Göğüs ömürlerini gerekirse şeklim şemalim bozulsun, aldığım ilaçlar ile hormon dengem alt üst olsun ama o koltuk altı kapanmayacak diyerekten spor salonlarında geçiren erkeklere kendilerini avutmak için yeterli bir bilgi. evet ilk başta göğüslere bakılıyor.
  2. Burun şööyle bir süzme hareketi ile (siz kafanızda canlandırdınız) algı surata kayıyor. burun önemli, burun estetiği yapan doktorlar alıp bu yazıyı ofis duvarlarınıza asabilirsiniz. hem de çekilişsiz, kurasız.
  3. Göz ee saatlerce nefes alıp verişinizi izleyecekleri yok, sıradaki bölgemiz göz. gözleriniz güzelse bir şey yapmanıza gerek yok, çirkinse de güneş gözlüğü teknolojisini kullanarak bir sonraki noktaya yönlendirebilirsiniz; yani boyuna.
eminim siz de noktaları birleştirip nice ördekler, kuşlar, kediler, köpekler yarattınız küçüklüğünüzde. ve evet o bulmacalarda sarfettiğiniz bütün efor bu grafiği anlamanızda sizin işinizi çok kolaylaştıracak, rahat olun.
ayrıca bir diğer önemli nokta ne kadar baktıkları. vakitlerinin büyük çoğunluğu omuzdan yukarıda geçiyor. yani kafanızın altı önemli değil. örneğin sol kolunuza çok az kadın bakacak hem de görmezden geliniyor denilebilecek kadar kısa bir süre. bu sebeple kesebilirsiniz o kolu. böylelikle gereksiz yük de atılmış olur. hayırlı cumalar.

ekin sanaç

ekin sanaç. güzel işler yapan güzel insanlardan. yaptığı güzel işleri kimdir’de kendisi cevaplamış. yıllardır özellikle film ve musiki alanında sömürdüğümüz yakınlarda maalesef “r.i.p” diyeceğimiz bant derginin editörü gözümüzde evvela. paylaşmakla da kalmıyor tam 3 grup gücünde; kim ki o, soft gates ve oak‘da müzik yapmaya devam ediyor. ayrıca ve ayrıca moda’da barış açıkgöz ile kutu cafeyi işletiyor – henüz test etme fırsatımız olmadı ama güzel yorumlar okumadık değil cafe hakkında. o çok depresif olmasın, biz de mutlu olalım.

kimdir?
Bant, kim ki o, kutu, Soft Gates ve Oak’a gönül vermiş biriyim. İdealistim. 29 yaşındayım.

neden?
Çünkü yapmak istediğim çok şey var ve bir şeyler yapmaya çalışmazsam çok depresif oluyorum.

düşlerlerde ne var?
Müzik yaparak sürekli gezmek.

ne yapmalı?
Ne istediğini bilmek ve istemediğin şeyleri yapmaktan delice kaçmak en önemli şey olabilir.

ilham verenler?
Genellikle acı verenler. Tersten beslenmeyi severim; hüzün, dram ve ıstırap bağımlılığım var.

ne okuyalım?
Bu ara Jon Savage’ın “Teenage: The Creation Of Youth Culture” kitabının peşindeyim, bir an önce düşürüp okumak istiyorum. Geçtiğimiz hafta kitabın Matt Wolf tarafından filmleştirilmekte olduğunu öğrendim. Bakın: http://vimeo.com/21218118

ne dinleyelim?
Yaz rehaveti, ben bu aralar bolca mixcloud.com’dan envai çeşit mix ve çeşitli radyolar dinliyorum. Mesela KEXP adlı Seattle radyosunda “John In the Morning” adlı program keyifli. Buranın saatiyle akşamüstü başlıyor.

ne izleyelim?
Denize dalınca, suyun altından kısa da olsa bir süre güneşi izleyin.

bize ne sorarsın?
Sizin düşlerde neler var?
<etilen>her şeyden uzak, kurtarılmış yaşam alanları.</etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
What is love?
Babey don’t hurt me.

inci sözlük – insanlığa lanet

hiçbir amaç olmadan rastgele kurulan bir sözlüktü inci sözlük – ekşi sözlüğün anti tezi olarak konumlandı, giren insanların “özellikle” bir sebebi olmadığı bir yer. ardından ziyaretler başlayıp basının ilgisini çektikçe işler değişti, herkes bir anlam yüklemeye çalıştı. anarşist diyenler oldu, ergen diyenler oldu, anlamsız diyenler oldu, anlamlı diyenler oldu. tv programlarına, twitter ve facebook’a yapılan ziyaretler kitle hareketinin önemini yansıtırken popülerlik arttıkça kitle de sınıflandırılamamaya devam etti. anarşist diye adlandırılan bir oluşum facebook butonları üzerinden kürtlere yönelik hakaret ve küfürler üretebildi örneğin. kanımca sözlük sadece insanların “mahalle baskısı” denen olgudan uzaklaşıp kafalara göre takıldıkları ve bunu yaparken oldukça eğlendikleri fakat farkında olmadan sosyolojik anlamda büyük çıkarımlar yapılabilecek eylemlere imza atan bir platformdu. sosyal medyadaki açıkları göstermek, basının bazı şeyleri nasıl çarpıttığını yansıtmak, bozbaykuşların hamleleri ile de bir çok güzelliğe imza attılar. “ahmet abi” seçimi ile yaptıkları hatanın farkına çok sonradan vardılar. yani artıları, eksileriyle klasik toplum hareketlerinin güzel bir aynasıydılar.

ardından altıkırkbeş yayınlarından insanlığa lanet isminde bir kitapla olayı açıklıyoruz dedi yönetici ve moderatörler. binlerce sözlük yazarını bir hamlede çöpe atıldığı bir hamle oldu, çünkü inci sözlüğün hiç bir zaman belirli bir yönlendirme ve misyon doğrultusunda bir hareketi olmadı. güya medyayı eleştirmek için yapılan ziyaretler tv programlarında konuşulurken son buldu.

kitaba dönüldüğünde derinlemesine inceleme yapılacak ya da üzerinde düşünülecek bir nokta yok. verilen mesaj inci sözlüğün en özgür sözlük olduğu fakat bu en özgür olduğu iddaa edilen sözlükte çok ciddi miktarda yazarın hesaplarının silindiği gerçeği de mevcut. yönetimin yalnızca idari bir kurum olmayıp yönlendirme de yaptığı noktası aslında durumu özetler. kitabın ilk bölümü inci’ye misyonlar yüklemek, bir felsefe, tavır, duruş içine sokmaya çalışmak üzerine kurulmuş. ikinci bölüm ise akla mantığa uymayan çelişkiler ile kişisel felsefe çabalarından ibaret.

özet geçtiğimizde durum bu. 1. nesil ex inci yazarı olarak okuduktan sonra kaybettiğim vakte üzüldüm. sizin kaybedebileceğiniz boş zamanınız varsa okuyabilirsiniz. ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim bir nokta da var. geçtiğimiz hafta virgin store’da yapılan imza günü ve söyleşi aman aman dedirtti. neyse ben tıp diyorum piçler.

inci sözlük - insanlığa lanetinci sözlük – insanlığa lanet
altıkırkbeş yayıncılık
serkan inci, umut kullar
176 s. ~ 14×20 cm.
istanbul . 2011
isbn: 9786055532369

siberpunk (cyberpunk) manifesto 1.0

siberpunk manifesto

Christian A. Kirtchev
Şubat 14, 1997

Biz ELEKTRONİK BEYİNLER bir grup özgür düşünceli isyancılarız. Siberpunklar. Biz siber uzayda yaşıyoruz, biz her yerdeyiz, biz sınır tanımıyoruz. Bu bizim manifestomuz. Siberpunkların manifestosu.

I. Siberpunk

1/ Biz farklı olanlarız. Bilgi okyanusunda yüzen teknik fareleriz.
2/ Biz sınıfın en arka köşesinde son sırada oturan göze çarpmayan küçük çocuklarız.
3/ Biz herkesin garip gördüğü  gençleriz.
4/ Biz bilgisayar sistemlerini hackleyerek, gidebileceğimiz en son noktayı araştıran öğrencileriz.
5/ Biz, parktaki bankta, dizinde bilgisayarıyla oturarak en son sanal gerçekliği programlayan yetişkinleriz.
6/ Bizimki elektroniklerle doldurulmuş bir garajdır. Masanın köşesindeki lehim aleti ve yanındaki parçalanmış radyo da bizimdir. Bizimki bilgisayarlar, homurdayan yazıcılar ve bipleyen modemlerle dolu bir mahzendir.
7/ Bizler gerçeği diğerlerinden farklı görenleriz. Bakış açımız sıradan insanların görebileceklerinden fazlasını gösterir. Onlar sadece dışarıda ne olduğunu görüyor fakat biz içeriyi de görüyoruz. Bizler, hayalperestlerin gözlüklerine sahip gerçekçileriz.
8/ Bizler komşuları tarafından neredeyse tanınmayan garip insanlarız. İnsanlar bilgisayardan önce her geçen gün oturup nette bir şey ararken kendi düşüncelerine boyun eğiyordu. Bizler çok fazla dışarı çıkmayız sadece bazen yakındaki radyo kulübesine gitmek ya da sahip olduğumuz bir kaç arkadaşımızla sıradan bar buluşmaları yapmak ya da müşteri ile buluşmak ya da arka caddedeki eczacıya gitmek için çıkarız … ya da sadece kısa bir yürüyüş içim.
9/ Bizim çok fazla arkadaşımız yok, sadece partilere gittiğimiz bir kaç arkadaşımız var. Tanıdığımız diğer herkes net üzerinde tanıdığımız insanlar. Gerçek arkadaşlarımız orada, kablonun diğer ucunda. Biz onları favori IRC kanalından, haber gruplarından, takıldığımız sistemlerden tanıyoruz.
10/ Biz diğer insanların hakkımızda ne düşündüğünü umursamayanlarız, nasıl göründüğümüz ya da insanların bizim arkamızdan neler konuştukları umrumuzda değil.
11/  Büyük bir çoğunluğumuz kaçınılmaz bir şekilde iletişim kurduğumuz bir kaç kişi dışında herkes tarafından tanınmayıp saklanarak yaşamayı seviyor.
12/ Diğerleri reklamı, şöhreti sever. Hepsi underground dünyada tanınırlar. İsimleri orada sıkça duyulur. Fakat biz bir tek şey altında birleştik – biz siberpunklarız.
13/ Toplum bizi anlamıyor, biz bilgiden ve özgür düşünceden uzak yaşayan sıradan insanların gözlerinde “garip” ve “çılgın” insanlarız. toplum bizim düşünce yapımızı reddediyor – toplum, yaşam, düşünce ve nefes alma sadece ve sadece bir yolla – bir klişe.
14/ Biz özgür insanlar gibi düşündüğümüz için bizi reddediyorlar ve özgür düşünce yasaklanmış.
15/ Siberpunk dış görünüme sahiptir, hareketsizdir. Siberpunklar sıradan ve olmayan kişilerce tanınanlardan başlayıp artist-teknomanyaklara, müzisyenlere, elektronik müzik yapanlara kadar uzanan insanlardır.
16/ Siberpunk artık bir edebiyat türü değil, sıradan bir altkültür hiç değil. Siberpunk tek başına yeni bir kültür, yeni çağın yavrusu. Bizim genel ilgilerimizi ve görüşlerimizi birleştiren bir kültür. Biz bir birimiz. Biz siberpunklarız.

II. Toplum

1/ Etrafımızı çevreleyen toplum, herşeyi ver herkesi yavaşça kendine çeken gelenekçi yaklaşımla içerisinde tıkalı kalmıştır.
2/ Bununla beraber bazıları bu yaklaşımı reddetmektedirler, hasta bir toplum içerisinde yaşadığımız açıkça bellidir. Devletler tarafından reform olarak belirtilen adepte edilmiş yaklaşımların hiçbir etkisi olmamaktadır. Ancak, genel reform gerçekleştiğinde bu hareketler ileriye dönük küçük adımlar olarak düşünülecektir.
3/ İnsanların korkusu yeni ve bilinmeyendir. İnsanlar eskiyi, bilineni ve tecrübe edilmiş doğruları tercih ederler. Yeniliklerin kendilerine getireceklerinden ve sahip olduklarını kaybetmekten korkarlar.
4/ Onların korkuları tanımlanmış devrimlere – düşmana – yeni fikirlere ve onların silahlarına karşı çok güçlüdür.
5/ İnsanlar bu korkularını geride bırakmalı ve ileriye devam etmelidirler. Gelecekten daha fazla getiri elde etmek varken geçmişte kalmanın hiçbir anlamı yoktur. Yapılan her şey iyice düşünülmeli, yeniliğe açık, düşünceleri, fikirleri ve sözcükleri özgür bırakan bir yaklaşım içerisinde olmalıdırlar.
6/ Yüzyıllarca, her bir jenerasyon yeni paterni benimsemiştir. Ideal olan herkes tarafından takip edilmiştir. Tekilcilik unutulmuştur. İnsanlar aynı yönde düşünmüşler, çocukluklarında ve eğitim hayatlarında dayatılan klişeleri benimsemişlerdir. Herhangi biri alışılmışlığa karşı geldiği zaman, cezanlandırılmış ve kötü örnek olarak gösterilmiştir. “Fikirlerini ifade edersen ve öğretmenine karşı gelirsen, başına ne geleceği gösterilmiştir”.
7/ Toplumumuz iyileşmesi gereken bir hastadır ve şifa sistemin değişmesidir…

III. Sistem

1/ Yüzlerce yıllık eskimiş sistemin günümüzde savunalacak bir tarafı kalmamıştır. Sistem doğumundan beri hiç değişmemiştir.
2/ Sistem yanlıştır.
3/ Sistem kendi doğrularını kural olarak bizlere göstermektedir. Devlet körü körüne takip edilmesine ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple bizler informasyonal bir elips içerisinde yaşamaktayız. İnsanlar devletten sağladıkları bilginin doğru ya da yanlış mı olduklarını ayırt edememektedirler. Herhangi bir yalan doğru olarak kabul görebilir ve doğru herşeyden daha önemlidir. Dolayısıyla, liderler yalanları kontrol eder ve sıradan insanların gerçek doğrunun ne olduğu hakkında bir fikirleri yoktur, devleti körü körüne takip eder ve güvenirler.
4/ Bizler enformasyonun özgürlüğü için savaş vermekteyiz. Basın ve konuşma özgürlüğü için mücadele etmekteyiz. Sistem tarafından hiçbir baskıya uğramadan fikirlerimizi özgürce ifade etmenin gereğine inanmaktayız.
5/ En demokratik ve gelişmiş ülkelerde bile sistem bir çok yanlış bilgiyle donatılmıştır. Bu gerçeklik, konuşma özgürlüğü sağladığını belirten ülkeler için dahi geçerlidir. Yanlış bilgilendirme bu ülkelerin çok iyi kullandıkları bir silahtır.
6/ İnternet bizlere enformasyonları özgürce paylaşmamıza hiçbir bilgi limiti veya sınırı olmaksızın yardımcı olmaktadır.
7/ Bize ait olan sizin, size ait olan bizimdir.
8/ Herkes hiçbir yasak olmaksızın enformasyon paylaşabilir.
9/ Enformasyonun şifrelenmesi bizim silahımızdır. Böylece, devrimci kelimeler kesintiye uğramadan dağıtılabilir ve devlet sadece bunları tahmin etmekle yetinmek zorundadır.
10/ İnternet bizim imparatorluğumuz, bizlerde internet içerisindeki krallarız.
11/ Kanunlar. Dünya değişmektedir, fakat kanunlar aynı kalmaktadır. Sistem değişmemekte sadece bazı detaylar zaman içerisinde yeniden şekillenmektedir. Fakat bütün konsept aynı kalmaktadır.
12/ Biz yeni kanunlara ihtiyaç duymaktayız. Bizim zamanımıza uyan, dünyanın bizim etrafımızda döndüğü yeni kanunlara ihtiyaç duyulmaktadır. Geçmişe dayalı kanunların bir hükmü kalmamıştır. Günümüzde oluşturulmuş, geleceğe uyacak yeni kanunlar gerekmektedir.
13/ Kanunlar bizden uzak durmaktadırlar. Kanunlar ciddi bir şekilde revizyona ihtiyaç duymaktadırlar.

IV. Vizyon

1/ Bazı insanlar küresel olarak dünyada nelerin olduğunu pek önemsemiyorlar. Sadece kendi küçük dünyalarını önemsemektedirler.
2/ Bu insanlar sadece karanlık bir gelecek görebilirler, onlar için hayat, şu an yaşadıkları hayattır.
3/ Başkaları küresel ilişkiler hakkında endişe duymaktadır. Herşeyle, gelecek perspektifi, dünya çapında nelerin olduğuyla ilgililer.
4/ They have a more optimistic view. To them the future is cleaner and more beautiful, for they can see into it and they see a more mature man, a wiser world.
5/ Şu anda tam ortasındayız herşeyin. Bugün ve yarın ne olacağı ile ilgileniyoruz.
6/ İnternet gün geçtikçe daha da büyümektedir.
7/ Yakında tüm dünyadaki herşey internet tarafından yutulacaktır: askeri sistemlerden evdeki bilgisayarlara kadar.
8/ Fakat internet anarşi yuvasıdır.
9/ Kontrol edilmez ve bu onun gücüdür.
10/ Her insan internette bağımlı olacaktır.
11/ Sonsuz sıfırlar ve birlerin içinde hapsolmuş şekilde tüm enformasyon orada olacaktır.
12/ Kim interneti, enformasyonu kontrol ediyor.
13/ We will live in a mixture of past and present.
14/ Kötülük insandan gelir, ve iyilik teknolojiden gelir.
15/ Küçük insanı internet kontrol edecektir, ama biz interneti kontrol edeceğiz.
16/ Kontrol edemiyorsanız, kontrol edilirsiniz.
17/ Enformasyon güçtür!

V. Neredeyiz

1/ Neredeyiz biz ?
2/ Nefretin bir silah, özgürlüğün bir rüya olduğu hasta bir dünyada yaşıyoruz.
3/ Dünya çok yavaş gelişiyor. Bir siberpunk için etrafına bakınca insanların ne kadar yanlış geliştiklerini görerek, gelişmemiş bir dünyada yaşamak çok zordur.
4/ İleri gittikçe bizi yine geri çekiyorlar. Toplum bizi sindiriyor. Evet, düşüncenin özgürlüğünü okullarında ve üniversitelerindeki zalim eğitim ile sindiriyor. Kendi bakış açılarını çocuklara dayatmaktadırlar, ve her farklı görüş açıklama teşebbüsünde reddeder, cezalandırır.
5/ Çocuklarımız bu eski hala değişmemiş sistemin içinde yetişmekte eğitilmektedir. Öyle bir sistem ki kurallara tam itaati emreder, düşüncenin özgürlüğüne toleransı yoktur…
6/ Eğer insanlar sürünmekten vazgeçip gerekli sıçramaya yapabilirse, şu ankinden ne kadar farklı bir dünyda ne şekilde yaşayabiliriz.
7/ Bu dünyada yaşamak öyle zor ki Siberpunk.
8/ Eğer zaman durdurulmuş olsaydı.
9/ Biz doğru yerde fakat yanlış zamanda yaşayacaktık.
10/ Herşey o kadar sıradan ki, insanların fiiliyatları bile aynı… Sanki toplum geçmişte yaşama zorunluluğu hissediyor.
11/ Bazıları, kendi dünyalarını bulmak için gayret gösterecek, Siberpunk dünyasını bulup kendi dünyalarını inşa edeceklerdir. Kendi düşünceleri üzerine inşa edilmiş bu dünya gerçekliği değiştirmekte ve sanal bir dünya oluşturmaktadır. Düşünce, gerçeklik üzerinedir.
12/ Diğerleri basitçe dünyayı olduğu gibi kabul etmişlerdir. Onlar yaşamlarına, sevmeseler bile aynı şekilde devam ederler. Başka bir seçenekleri olmamalarına rağmen dünyanın içinde bulunduğu boşluktan çıkacağına ve ileri gideceğine inanırlar.
13/ Bizler bu durumu değiştirmek için çabalıyoruz. Biz dünyayı kendi ihtiyaçlarımız ve görüşlerimiz doğrultusunda yeniden düzenlemeye çalışıyoruz. Bu yaklaşıma uyan herşeyi maksimum şekilde kullanmayı, uymayanları ise red etmeyi amaçlıyoruz. Bu dünya içerisinde bütün zorluklara rağmen “Siberpunk” lar gibi yaşıyoruz. Toplum bizimle savaşırsa bizde onlarla savaşmak zorundayız.
14/ Biz dünyamızı siber uzay içerisine inşa ettik.
15/ Sıfır’lar ve bir’ler arasına, enformasyon bitleri arasına.
16/ Biz kendi toplumumuz oluşturduk ve bu toplum siberpunklardır…

Birleşin! Haklarınız için savaşın!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.