Menü Kapat

Ay: Haziran 2008 (sayfa 1 / 2)

…uzanan bir el gibi…

…tuhaf bi bağ vardır aranızda. bir çeşit ”ruh eşine” sahibi olmak gibi. güvenirsiniz ve bir o kadar güven verirsiniz (öyle umuyorum).incitemediğiniz ve incinemeyeceğiniz kişidir.nasil bir şeydir ki bu, ayni anda ayni kelimeler ciksin agizlarindan. bir lutuf ? aynı şeyleri görüp ”gördün di mi ” deyince sadece gülümseyerek ”herhalde gördüm oğlum” anlamını verir…

…en zayıf anlarınızda tek bir kelimeyle soğuk duş etkisi yapar ki bırakın okula gelmeyi nefes almaya haliniz yokken okula gitmek zorunda kalırsınız…

…insan için ”gereksizleri” hayatından çıkarması gerektiğini hatırlatır…

…anlattiğiniz şeyleri kaçinci kere dinlediğinin hesabini tutmayan, saçmalamaniz halinde bile hoşgörüyle yaklaşır…

…sizin için kendi kalbinin bir köşeciğinde umut barındıran. sizin mutlu olabilmenizi istediğinden umutlarını kaybetmeyip, size sevgiyle umut ışıkları yakan insandır…

…çok insan gelir geçer hayatınızdan ama bazıları çok farklıdır ve siz bu farkı onlara hissetirememenin acısını çekersiniz.ama ben bu sefer o acıyı çekmeyeceğim.Ben o kişiyi buldum.tam uçurumdan düşmek üzereydim ki yetişti ve tuttu SOL elimden…

…İnsanların birbirlerini ezmediği ve bir arada yaşayabildiği bir gelecek senin olsun…

(20 senedir tanıdığım insanalara yazamadığım şeyleri bana 2 günde yazdırdığın için teşekkürler)

sosyete geliyor.

nefesimizi aldık, temmuz ayında veriyoruz.

çevreye vereceğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dilemiyoruz.

özgür olmak için yakalanman gerek!

apartmanda aydınlığının üstünü kapattılar. 100 tane güvercin yuva yapıyor diye. 3 tanesi içerde kaldı. Çatıya çıkıp telleri kanırttım. Sonra işe çıkıp unuttum. Sabah 5 tane girmiş. Yönetici öyle olmaz dedi. Kapattık deliği. Tuzak kurdu oraya. Tek tek yakalayıp dışarı salacak. Bakıyorum “hadi yakalanın” diye bekliyorum. Yakalanınca özgür olcaklar. Tabii bu arada yemekleri var, suları var, belki de orada hallerinden memnunlar. Ben de öbür taraftan düşünüyorum, acaba bu yönetici 26 yıldır annemin babamın öğretmenimin hocamın veremediği terbiyeyi bana böyle çaktırmadan veriyo olmasın? Doğrusu budur dediler, kesin değildir dedim hep. Şimdi kendimi yöneticiye “haklısın tabi kusura bakma” derken buluyorum. Bir ayağım ipe mi dolandı nedir? Bu kuşlarla aramda bi benzerlik var mı yoksa bugün hayalgücüm fazlamesai mi yapıyor?

AHA bi tanesi yakalandı!!

Sınıf öfkesi

Bunu kaybetmeyin. Oyuna gelmeyin. Hangi fabrikanın sahibi dışında herhangi biri (müdür dahil) çocuklarına ev alabiliyor? Mooortgage’€™e kanmayın. Ezber bozun. Benim düsturum budur. Ezber bozun. Asgari ücretle (eğer onu da tam alabilirseniz) bi geleceğinizi planlamaya kalkın. Kabuslar göreceksiniz.

Pislik normalleşmiş, normalleştirilmiş. Buna dikkat edin. Çalıştığım yerlerde duyduğum şey bu: “maaşları zamanında veriyor” ulan verdiği zaten çekirdek parası. Bi de zamanında mı vermeyecekti? Sınıf öfkesi budur. Aynı sofraya oturmazsın. 68 kuşağı çocukları, belki bazılarınızın anneleri babaları. Şimdi patron oldular. Mevcut düzene göre azcık daha makul davranıyorlar çalışanlarına. Nedir? Maaşları zamanında veriyorlar. Nedir? Yol-yemek veriyorlar. Dertleri olduğunda dinliyor “€œAhmet Bey”€ler… avans veriyorlar.

Sendikalar bile düzen eleştirisinden çıktı. Ellerindeki malı pazarlıyorlar. Ellerindeki mal işgücü; “€œgünlüğü 22 liradan satıyorum var mı alan? Valla çekerim piyasadan, talebi artırrım, yarın 24 liraya zor bulursun işgücünü”

Hayır onların derdini dinlemeyin, kolpaya gelmeyin. Onlar bize kan kusturuyorlar, kan kusma zamanı onların. Her fırsatta etinden et koparacaksın ki anlasınlar. Hayır dost değiliz düşman olacağız. Elindekini eşit olarak paylaşmaya yanaşana kadar. Patronlarınıza diş bileyin. İşyerinin tuvaletinden gelen biley seslerini duysunlar.

Türkiye Türklerindir!!!

Yakın zamanda her düşünceyi bünyesinde birleştirmek isteyen Radikal’de eski ülkücü Namık Kemal Zeybek’le eski devrimci Murat Belge sütunlarından atıştılar.

NKZ diyor ki:

“Almanya’da, Bavyera’dan bir köylü ile Prusya’dan bir köylü aralarında anlaşamazlar. Anlaşmak için “Yüksek Almanca” bilmelidirler.
Bunu ilk defa ortaokul Almanca öğretmenimden duymuştum. Sonradan bu işleri iyi bilenlere ve Almanlara da sordum. Evet aynen böyleymiş…
Peki Bavyeraca’nın da Almanya’da eğitim dili olmasını savunan gördünüz mü? Ben ne gördüm, ne de duydum. Varsa da kimsenin ciddiye almadığı belli.”

Abuk sabuk konuştuğu belli. Almanyada ilköğretim yok mu? Köylerde okul yok mu? O zaman ilkokul mezunu iki köylü birbiriyle anlaşamıyorlarsa ya ilköğretim dili farklıdır ya da aynıdır ve onlar anlaşıyorlardır. Olayın gerçeklerini bilmeye gerek bile yok. Mantıksız ve tutarsız.

Sonra Murat Belge cognac kadehinden başını kaldırıp cevap veriyor. ( o esnada arkadaşına konyak’ın sadece Fransanın belli bir bölgesinde yapılan brendiye verilen isim olduğunu anlatmakta) Yazısında biraz dünya bilgisi diyor. Önce tabii ki Zeybek’in işine gelen kulaktan duyma yanlışlarını doğruluyor. Sonra Avrupa sever bir biçimde noktalıyor:

“Öte yandan, bu ‘medeniyet ölçüsü’ne erişmiş Britanya’da bugünlerden itibaren tırmanacak bir İskoç ‘ayrılıkçılığı’ görürseniz çok şaşırmayın. Olduğunda kimsenin kimseye tankla saldırmadığını görünce de şaşırmayın.”

Medeniyet ölçüsüne erişmiş Britanya’nın çok çok yakın tarihinde bir İrlanda ayrılıkçılığı vardır ki, İngiltere’nin tankını da tüfeğini de görmüşüzdür. Murat Belge de tarihin işine gelen kısmını hatırlıyor demek ki. Zeybek’in “sordum aynen böyleymiş”i kadar neşeli olmasa da… Radikal’in bu adamların yazılarını gastenin iki ayrı sayfasında yayınlayarak tiraj artırması ise kara mizah.

Sonra tahminen bu adamla aynı çatı altında olmaktan sıkılıp Taraf’a geçti Murat Belge. Orada Ahmet Altanla sırt sırta verip oturacakmış artık.

eskiden gelişigüzel ölüyordunuz;

…artık sırayla öleceksiniz. (Camus, Sıkıyönetim)

Arkadaşıma araba çarptığında ambulans hemen geldi diye bir iyimserlik oluştu bende. Hastanede kanını aldılar, kan vermek vs. gerekirse türünü bilelim diye. Acilde laboratuara götürecek kimse yok, tüpler elimde koşturuyorum. Git bunların makbuzunu al dedi laboratuardaki adam. Yüzüne bakakaldım tabi, orada adam ölüyor mu, kafası mı kırıldı, ameliyata mı alınacak bilmiyoruz herif illa ki “önce alışveriş, sonra fiş”€ diyor. Gittim parasını yatırdım, fişimi aldım, makbuzu görünce tıkır tıkır başladı işlere.

İş dediğim de 5 dakikalık A-B grubu tahlili.

İntihar yasaktır. İş üzerinde yakalanırsanız, cezası yaşamdır. Ölüp ölmemeniz önemli değil, sıraya geçin yeter. İlk hedefimiz “€œmaksimum verimlilik” ileri! Saatlerimizi ayarlıyoruz, 8.30’da ana caddeleri tıkıyoruz. Numaramızı yemeğimizi aldıktan sonra akşam 8de ekran başında buluşuyoruz.

Sıradan çıkmak için yapılan her davranışa şapkamı çıkarırım, yerine gazete kağıdından külah takarım. Altında anlam aramam.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.