Sen, Lili Marleen,
gördüğüm bütün düşlere
bembeyaz teniyle bir barış kuşu gibi
uçup gelen genç ve akıl almaz güzellikteki tek şiir;

ben sırtımda tüfek, yanımda nöbetçi yoldaşım Arnolf’la,
karanlıkta bir düşmanı, bir de seni seçebilecek
keskin ve aşık gözlerimle
nöbetteyim, bozguna uğratmak için hainleri

ve yalnız seni düşlüyorum soğuk hava
saçlarımın arasından süzülüp giderken
seni istiyorum, savaşın içimde bastırdığı
tüm arzularım ve sevgine duyduğum özlemle

savaş bittiğinde Lili Marleen,
top, tüfek sesleri kesildiğinde
halk coşkulu marşlarla dans ederek kutlayacak
kurtuluşunu istikbalinin

benim gözlerimse yalnız seni arayacak Lili Marleen,
zaferi, seni ilk kez gördüğüm o gece
sokak lambalarının aydınlattığı omuzlarını
ve gerdanını
öperek kutlayacağım

ben;
26 yaşında, Alman asker ve işe yaramaz bir şair
Ernst Heiner Brecht;
sen, 19’unda
savaşta susuz kalmış askere çeşme,
pusuya yatmış düşmana bozgun
yıllarca kan ağlamış vatana gelen müjde kadar güzel sen;
Lili Marleen

yurdumun ve ikimizin istikbalini kurtaracağım gün;

sevebilecek misin beni
sağ çıkabilirsem cepheden?