Titriyor dudaklar, gecenin nabzı atıyor
Nefes alıyor orman…

Neden korkuyorsun?
Yoluma gönder beni kollarının gecesinde…

Bu gece tutup sıkıyorum parmaklarını,
rüzgâr yolarken, orada, uzakta, şakayığı…

Ormanın tavanına bakıyorsun
yıldızlar ıslak, gözlerin gibi,
kaçışıp duruyorlar bütün gece…

Eksiktir gözlerin, yassız
Ormanın nemi… Yetersiz…

Ellerini açıyorsun, düğümü açılıyor karanlığın,
gülümsüyorsun, rumuz zinciri titriyor…

Bakıyorsun, hayranım yüzünün olgunluğuna,
Gel birleşelim artık…

Uyuyor sürüngenler. Ebediyet kapısı açık… Çıkalım ortaya…
Gözlere tembih edelim –mehtabı insin tanışmamızın.
Kaybedelim dudakları, çünkü söz vakitsiz…

Ağaçların uykusu, içsin bizi yudum yudum,
bizde geçiyor yeşermenin görkemi…

Rüzgâr kırılıyor, gece durgun artık,
Nabzı durdu ormanın,
Uyumun gözyaşı kaynıyor, duyuyoruz…
Ve özü bitkilerin, ebediyete gidiyor…

Sohrap Sepehri
(çeviri: Nazila Hamedan – Ulus S. Baker)