Bir tepenin üzerinde ayakta duran bir nesne görüyorum, önümde. İyice seçemiyorum başını; ama çizgilerinin gerçek boyutlarını çıkartamama karşın, bunun olağan bir biçim olmadığını seziyorum artık. Yaklaşmayı göze alamıyorum bu kımıltısız sütuna; ama, bununla birlikte, önemsizliği kendisinden kaynaklanan bir olay, bendlerini zorlayan merakımdan haraç almamış olsaydı, üç binden fazla yengecin değişken ayaklarına (yakalama ve besinleri çiğneme görevi yapanları hesaba katmıyorum) bile sahip olsaydım, hala aynı yerde kalacaktım.

ian hawgood çocukluğundan kalma pianosunu ingiltere’den polonya’ya getirip kendini çalmaya bırakmış. elinde baya bir kayıt oluşmuş, bunların arasından rastgele bir seçim yapıp ‘光’ isimli albüme eklemiş. bazı albümleri durup sadece dinlemeniz ve o yolculuğa çıkmanız gerekir. iyi yolculuklar.