falling backwards

“Çocukken geriye doğru düşerdim, gerçekten. Hayatın haksızlığını hissettiğimde veya kendimi kontrol edemezsem, öfkemi kaybetmek yerine susar, dik durur, gözlerimi kapatır ve kendimi bırakırdım.Evde, halka açık yerlerde, nerede olduğu önemli değildi. Her zaman geri, dikey, kaçınılmaz olarak ama şiddetle değil. Bunu birkaç kez tekrarladıktan sonra hayatımdaki insanlar işaretleri görmeyi öğrendiler ve genellikle beni zamanında yakalamak için

barnaby barford

seramik büyüleyici bir malzeme, çok zengin bir tarihle dolu ve dokunsal bir malzeme olarak benzersiz bir ilişkimiz var. her gün onunla yiyip  içiyoruz, evlerimizi onunla süslüyoruz, ancak onu farklı şekillerde kullanmayı beklemiyoruz, bu da tam olarak yaptığımı eğlenceli hale getiriyor. barnaby barford üstteki alıntının sahibi ve ne yaptığı ve ne kadar başarılı  yaptığı da ortada.

Umut çürür mü?

Bu yok(sun)luk,Gökyüzünden gelen birAlametle bildirilmişti bize.Ağaç dallarına kurdelelerBağlamamız,Taş duvarlar önünde ağlamamızFaydasız.Gözleri umutla bağlı bir ordununİlk hedefi neresi olabilirdi ki?Umuda bağlanmakHayattan kopmanın ilk adımıydı belki… … Taşlar oynadı.Yerden göğe bir yağmur.Yerin de sorulacak hesabı vardır gökten.Görmeyi reddettiğim anlarınYarattığı geçici körlüklerO kadar uzun sürdü kiDöndüğüm köşelerin haritasıKazılı bedenimde.Tanımadığım insanlar varEvimin içinde.Ve benim sorulacakTüm sorularım tükenmiş.Yurdum başka, dilim

Unburdened Light

unburdened light, yükünden kurtarılmış ışık da diyebiliriz aslında. günümüz toplumunda ve özellikle bu anlamsız büyük şehirlerde en büyük ihtiyaç. biraz huzur, biraz sessizlik ve pek tabii biraz hoşgörü. toplumun bütünün buraya ulaşması ise maalesef bizim neslimizde muhtemelen mümkün olmayacak ama siz yine de kendinizi ve çevrenizi mümkün mertebe güzelleştirmeye ve örnek olmaya çalışın. kendi yaşam

Gezegen B Yok

Uzaylılara inanıyor muymuşum? Bir kere sorunun biçimi yanlış. Uzaylıların varlığına inanıyor muyum olmalıydı. Neyse çok önemli değil. Bu konuyu hiç düşünmedim dedim. O da dedi ki ben inanıyorum. Hatta kesin diyebilirim. İnanıyorum yani. “Kesin inanıyorum” kendi içinde hiçbir anlamı olmayan bir ifade. Kesin ile inanmak birbirini götürür çünkü ve elde var sıfır. Benim için hiçbir

İran Sineması ve Kadın

İran sinemasında yalnızca kadının varlığı konusunda değil, İslam’da aslında yasak olan “imajın” varlığını tartışmanız gerekir önce. Yoksa hiçbir kültür kadınlara “dayanamaz” –muhakkak çekicilikleri ve birtakım güzellikleri, işveleri vesaire vardır onların. İşte Mahmalbaf’ın Kandahar filmine bakın –ne diyordu? İmajları olmayan ülke. Niçin? Çünkü kadınlarını burkalara kapatmış. Bu sosyo-politik gerçeklik yine de filme bir paradoks olarak yansımış