Muhafazakâr Kisve

Önce önümüze bir fikir koyalım ve onu eğip bükerek yolumuzu bulmaya çalışalım: Muhafazakârlığın geçmişe yönelik olduğu, geçmişin ve geleneğin değerlerini muhafaza etmek olduğu fikrini bir kenara bırakarak, aslında tam da şu anın ütopyası olarak değerlendirilebilecek bir bakış tarzı olduğunu bu meseleden çok canları yanmış bir kuşak olan Frankfurt Ekolü ve çevresi yeterince temellendirdiler. Özellikle de

saat üç

aynı masanın etrafındabirbirine bağlı zihinleryavaş adımlı bir rüzgarkapılar açılıyor– ıslak, ahşap döşemeağır bir tütün, akasyalarsaat neredeyse üç var.göz gözü zor görüyor; dünya, biraz, dönüyor.kuzeyde ve güneyde, peyderpeykapılar açılıyor– sert sandalyeler, eskiucuz bir kadın parfümü, haklı terbacaklar bacakların üstündeellerde kulplar, usulca, tartışmadalar.dünya, biraz, dönüyor (mu?) çekil!kapılar açılıyor– bir çift koyu mavi gözbakımsız, becerikli eller, ağır bir

Siz hala anarşist misiniz?

Siz hala anarşist misiniz? Son kullanma tarihi olan her ürün gibi, ideolojilerde tüketildikleri son noktaya kadar kendi benliklerini korurlar. Raftaki son günlerini genellikle indirim sepetinde geçiren ideoloji, tarihi geçtikten sonra toplum nezlinde nereye konulur? Çöp sepetine. Siz hala anarşist misiniz? Kulağıma uzaklardan takılan bir ses, hava karanlık olduğu için söyleyen kişiyi tam olarak göremesemde sesinden

sardık başa

ahmaklığımızla sınandığımız akşamlarainanmışlıklarımıza kendimizi inandırmış halleregüneş uyanmadan uyumadığımız geceleredilini bilmediğimiz şarkılardaki şifaların doğruluğuna-sar başakabul ettiklerimizin, aslında olmasını istediklerimiz oluşunakendimizi yüceltmeyesoruyorumgözleri açık gidenlerden misiniz?o halde bir akşam vaktiönünüze düşerbir akşam vaktiölmüş akşam vakitlerindeki gibi kendinizi kandırıngecenin kötümser olduğu gerçeğine aldanmayınsizin kapınızı ”gündüz” çalmayacaktırbir akşam vakti, ”gecenin” geleceğinianlayacaksınız”gece” onların gözündeki ”senin”, bildiğin ”sen” olmadığınısöyleyecektireklerve dostun sırtını döndüne

Replika

Hal Hartley gibi Amerikan bağımsızlarının tekrarlı mizahını sevdiğim gibi, müzikte de bir düzen eşliğinde ilerleyen matematiksel yapıların bende ayrı bir yeri var. Orta ve Batı Avrupa ülkerinin öncülüğünde yükselen bu anlayış günümüzde ilginç şekilde uzak doğu menşeili olarak ses yükseltiyor. Özellikle Japon grupların başını çektiği math ve post esintili gruplar arasında bir Çinli grup kendi

voltaire – candide

… bazı bölgelerde yaşayanların yarısı kafayı yemiş, birkaçındakiler de fazla kurnaz, diğerleri genel olarak biraz nazik, biraz da safçaydı. bazılarında ise insanlar hazırcevap olmaya çalışıyordu ama hepsinde de en önemli meşguliyet aşktı. ikincisi dedikodu, üçüncüsü ise saçma sapan konuşmak. size voltaire’i tanıtacak değiliz. karşınızda 1759 yılında yazılmış bir eser var. candide yani saf, temiz kalpli