Menü Kapat

franz reichelt

franz reichelt. ilginç bir kişilik. özünde terzi. uçmaya hevesli. garip kıyafetler tasarlayarak 5. kattan yaptığı atlayışlar başarılı olduktan sonra yeni icadı ile eiffel üzerinden deneme yapıyor. hatta başarısından emin ki basını da çağırıyor. sonucu aşağıda izliyorsunuz.

inanmak ve hayallerin peşinden koşmak mı yoksa aptallık mı siz karar verin.

radyo etilen – 2016.12

arvo part eşliğinde minimal yolculuklara çıktık. tanıtım da minimal olsun. gidelim.

1 Spiegel im Spiegel by Arvo Pärt
2 De Profundis by Arvo Pärt
3 Fratrest by Arvo Pärt
4 My Heart’s in the Highlands by Arvo Pärt
5 Berliner Messe by Arvo Pärt
6 Silentium by Arvo Pärt
7 Für Alina by Arvo Pärt

Anahtar

Anahtarlarını bana verir misin, benimkileri sana verebilirim?
Denize fırlatırız batık hayaletler gibi dururlar.
Kuyuya atsak?
Seslerini mi özleriz, renklerini mi,yüklerini mi?
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

Anahtarlarınızı son kez koklayın, kıvrımlarını ezber edin.
Hatırlayamayacağınız yerlerde düşürün.
Çoğalamazlar ve eksilmeyecekler.
Yer değiştirecekler.
Olsa olsa birleşirler.
Herkes başkasının anahtarını görebilecek, taşıyabilecek ya da taşımayacak.

Anahtarların yetkilerini soluğunuza çekin.
İki nefes yetecektir buna.
İçeri ve dışarı.
İki nefes.
Anahtarları deşin, bırakın kanasınlar ferahlayana kadar.
Gelin açılmayan ve kapanmayan buhrana.
Herkes birinden önce sözler bıraktı zemine.
Sönmeyin ya da yanmayın bulmadan önce.
Altı duvar ekseni dökülsün her zerrenizden.
Siz,siz olmayın bir kere de uzunca uykudan uyanın.
Yıkın hanelerinizi rahimlerinden.
Kurum içinde debelensin kurumlarınız.
Semtlerin kaldırım seviyesine inin ve bağırın her yana.
Yaşasın kırık anahtarlar.
Yaşasın kayıp anahtarlar.
Yaşasın ayık anahtarlar.
Anahtarlarınızı gömmeden öldürün.
Eşikler sesleşemez.
Çilingirler kanamaz.
Parmaklarınız incinmez.
Kilitler sancıyamaz.
Anahtarlarınızı öldürmeden gömün.
Anahtarların sırrını boğun.
Anahtarların sınırını yolun.
Anahtarların meylini kovun.
Çiçeklerden açın,çiçeklere açın, çiçekleri açın.
Anahtarlarınızı uçurun. Çiçek ile açın.
Anahtarlıklardan kurtulun ve tasmasız köpeklerin sarhoş ediciliğini seyre dalın.
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

guy martin – paralel devlet

guy martin, tt isle of man yarışçısı olan değil fotoğrafçı olanı. 2011’de libya’da bir saldırıda yanındaki 2 arkadaşı hayatını kaybederken kendisi ağır yaralı olarak kurtulmuş. uzun süre yürüyememiş ve fotoğraftan uzak kalmış. akabinde 2012’de istanbul’a yerleşmiş. an itibariyle nerede yaşıyor bir fikrim yok.

ülkedeyken boş durmamış, patlama yapan dizi sektörünü incelemeye almış. dizilerde gösterilen ve pazarlanan türkiye ile sokakta yaşanan gerçekleri yanyana koyup son yılların en çok duyulan kelimelerinden “paralel devlet” isimli bir seri hazırlamış. doğal olarak en büyük ilham kaynağı gezi ve sonrasında yaşanan olaylar olmuş. beyaz toroslar, berkin elvan ve hepimizin bildiği diğerleri. çarpıcı bir inceleme. son dönemde de boş durmamış “erdoğan’s revenge” adı altında can dündar ve cumhuriyet gazetesini fotoğraflamış.

bizi ilgilendiren kısımlarıyla kalmayın, kendisinin diğer işlerine de bakmadan geçmeyin diyoruz. dışarıdan bir göz çoğu zaman daha iyi algılamanızı sağlıyor.

Oiseaux-Tempête – Ütopiya / On Living

İlerleyen aydınlığın içindeyim
Ellerim iştahlı, dünya güzel.
Gözlerim doyamıyor ağaçlara
Ağaçlar öyle ümitli, öyle yeşil.
Güneşli bir yol gidiyor dutlukların arkasından
Mapushane revirinde penceredeyim.
Duymuyorum ilaçların kokusunu,
Bir yerlerde karanfiller açmış olacak.
İşte böyle Laz İsmail,
mesele esir düşmekte değil,
teslim olmamakta bütün mesele!

Nazım HİKMET – 1948

duhuliye

duhuliye’den şairler parkı sayesinde haberim oldu. üstte görmüş olduğunuz fotoğraf duhuliye. kelime anlamı “giriş ücreti” demek. bizi ilgilendiren kısmı ise 90’ların başına kadar İnönü Stadı’nda yerin altında geniş bir kitleye maç izleme imkanı sunmuş olan alan. bir siper fonksiyonu gören ve stadı boydan boya çevreleyen bu tribüne girenlerin gördükleri şey ekseriyetle futbolcuların ayakları. müdavimleri ise tahmin edebileceğiniz gibi bilet parasını ödemekte zorlanan yoksul halk ve öğrenciler.

fakat daha da dikkat çeken şey kimsenin bu durumdan şikayet etmemesi. o daracık alandan gördükleri ile mutlu olan insanlar. duhuliye müdavimleri boş değil, futbolcuları kramponlarından ve ayaklarından tanıyor. ayrıca diğer tribünlerde olmayan bir özellik ile stadın etrafını dolaşabiliyorsunuz zira penaltı olduğunda hangi kale ise herkes koşmaya başlar, kale tarafına hücum edermiş. ayrıca rivayetlere göre sporcular da burada maç izlermiş. duhuliyeden soyunma odalarına geçiş varmış.

fotoğraf ise oldukça etkileyici. insanlar oldukça mutlu gözüküyor. sanıyorum kısıtlı imkanlar ile mutlu olabilme yetimizi çoktan kaybettik. toplumsal kutuplaşmanın inanılmaz boyutlara geldiği günümüzde bazı şeyleri hatırlamak için uzun uzun fotoğrafa bakmanız dileğiyle. siyah!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.