kurulu düzenin ve medyanın düşmanı türkiye’nin en çok satılan split dergisi yavşak ve %otuz split 1993 yılında yapılmış bir hamle. gerekirse tek başına diyen %30 gelecek sayısında herkese akineton vermeden önce medya boku yavşak ile bir araya gelelim demiş. iyi ki de demiş. 20 sayfa A5 fanzinimiz lafa şöyle girişmiş; MACHO EDITORISMA! . yeah yankeez!...
rita gomes, kendi deyimiyle “wasted rita”. portekizde yetişmiş, new jersey’de kendini bulmuş. çok kuulum iyi ki varım diyor. freelance grafik tasarımcısı ve illüstratör ve doğuştan provokatör. son zamanlarda işleri ortalıkta pek sık dolanıyor. görmüş olma ihtimaliniz yüksek, görmediyseniz zaten bunun için varız. leziz işler, leziz cevaplar. afiyet olsun. wasted rita rita bored kimdir? hala bunu...
bu krokide “slop” un bazı figürleri görülüyor. bacak ve ayakların çok zarif hareketleri üzerine kurulan slop dansı için münekkidler: “belki de twist’i bile gölgede bırakacak, zira çok kolay bir dans” demektedirler. ilk figürde, krokide görüldüğü gibi sol ayak arkada iken, sağ ayak zarif bir şekilde öne doğru getirilmektedir. sonra sol ayak, küçük bir adım atar...
-Tunus isyanı ile başlayan Arap Baharı ve devamında Avrupa kıtasının mülksüzlerinin ayaklanmalarında öne çıkan bazı kavramları uzun uzun düşünmek gerekir: haysiyet isyanı, ruhsal devrim, etik isyan gibi. Çünkü bu kavramlar yaşadığımız gerçeklik terörü ve onu ayakta tutan .. tüketim toplumunu yıkacak kara maddenin simya formüllerini içlerinde taşırlar. -Bu şiarların ve onları haykıran isyanların en güçlü...
bir lise öğretmeninin diktatörlüğün insanları nasıl etkisi altına aldığını ve bunun toplumsal yansımalarını öğrencilerine anlatma çabası. izlemeden geçmeyin. onu ben dediğim için getirdiniz, öyle mi? peki, ben birini öldür desem, öldürür müsün? onu asabilir ya da boynunu vurabiliriz. ya da kurallarımıza uyması için ona işkence edebiliriz. işte, diktatörlükte aynen böyle yapılır! az önce burada olan...
liberal makinenin kaptanı yoktur. toplumsal bakımdan güzel yarınlara erişmek için ortadan kaldırılması gereken kötü adam yoktur. teknik, ekonomik, mali ya da politik mantıklar vardır. bunlar, kendi çıkarlarına uygun olarak ağlarını örer, dokunaçlarını uzatır, tomurcuklanır, büyür ve çoğalırlar. çağdaş teknolojik araçlar sayesinde, bunların tümü de hegemoniktir. kadınlara ve erkeklere baskı uygulayan, toplumsal inisiyatifi önleyen, kültürü metalara...
türki$ DIY hardcore/punk/noize komünite noizine bu toprakların samimiyetine inanılan son kalelerinden. duyurular, dosya paylaşım – linkler, serbest alan, fanzin, kütüphane, yerli gruplar, yabancı gruplar, takas alanı başlıkları şeklinde az ama öz üyesiyle paylaşmaya devam ediyor. son dönemde gidip gelmeler yaşatıp acaba mı dedirtse de durmak yok yola devam, allah’ın izniyle forumu açtık yazısını okumak yüreklere...
Varolan çerçeve, teknolojinin karşı konulamayan gelişimi ve bunun toplumsal yaşamımızdaki anlamsız olası kullanımlarının [yarattığı] hoşnutsuzlukla birlikte, gün be gün artan yeni beşerî kuvveti boyunduruk altına alamaz. Bu toplumdaki yabancılaşma ve tahakküm, bir kısım değişkenler arasında dağıtılamaz; lakin yine aynı toplumun kendi içinde, hep birlikte reddedilebilir yalnızca. Bugünkü çok-biçimli krizin devrimci çözümüne kadar tüm gerçek ilerleme...
ingiltere yanmaya devam edip “şiddet” tartışılmaya devam ederken eylemin diğer bir eylem şekli de sivil itaatsizlik. sivil itaatsizliğin tarihteki uygulamalarıyla ayrıntılı bir şekilde irdelendiği gilles luneau ve josé bové tarafından yazılan kitabımız da bu noktada güzel bir bakış açısı sağlıyor. kitap tanıtımı aslında içeriği yeterince özetliyor, biz de thoreau’yu unutmayak (“asıl problem sivil itaatsizlikte değil, sivil itaatliliktedir....
robomurtaza kendisini rashit‘ten tanıdığımız tolga özbey tarafından yapılmış bir hareket. 2009 yılında sistem karşıtı demosunu yayınladı sonra da bir ses çıkmadı. konumuzda ses çıkmaması değil sistem karşıtı demosu zaten. sistem karşıtı bir elektronik müzik olur mu, olur. hem de gayet net mesajlarla olur; “o seni yok etmeden sistemi yoket, tüket ya da öl, robotsun dediler...
hobolar 19. yüzyılın sonlarında amerikada demiryollarını kullanarak seyahat eden göçebe işçiler, evsiz berduşlardan ibaret bir grup. parasız olmaları dolayısıyla pek tabii illegal yollardan seyahat ediyorlar. tren yolu işçileri de kendilerine destek çıkmış . hobolar kendi aralarında haberleşmek için bir takım işaretler belirlemişler, bunlar “çalışırsan ekmek var, din hakkında konuş yemek veriyorlar, güzel ablalar var, sıkıntı...
shopdropping ülke topraklarında henüz örneklerini görmediğimiz, duymadığımız ya da yapılıyorsa bile pek haberimiz olmayan bir eylem şekli, culture jamming. yani kültür yayınına parazit yapmak denebilir ayrıca adından da anlaşıldığı gibi shop lifting olayının tam tersi. shop lifting yani kısaca hırsızlık yerine bu olayda mağazaya kendi ürününü koyuyorsun. o ne lan öyle saçmalık mı olur dediğinizi biliyorum...