Barbarları Beklerken – Biz Sokakta mıyız ?

Biz Sokakta Mıyız, sanatın sokakla ilişkisine eleştirel bir bakıştır. Katılımcılar, sokakla birlikte kendi beden ve zihinlerine aynı soruyu soruyor: Biz Sokakta Mıyız? “Biz Sokakta Mıyız?” içsel bir çağrışım. Sokağın içinden ayrılmış bir yol, patika, evrenin anında bir kilit. Sokağın temel normlarına ters politik bir noktadan bakmak istedik. Sokak konuşuluyor, sokak eleştiriliyor, sokak zihinde yaşıyor. Peki,

RETİNA DEKADANS

“Evolution of Consciousness” ve “Viva la Graphic Revolution !!” diyen Löpçük Fanzin 6. yılını Erman Akçay’ın 20-25 Ekim tarihlerinde Big Baboli Şarküteri’de düzenlediği grup sergisi ile kutluyor. Bize is paylaşmak ve katılmaya çalışmak düşüyor. Kaçırmayın ve manifestoya göz atmayı da ihmal etmeyin. Artists : Valfret Aspératus • Daniel AzélieBahadır Baruter • Nils BerthoPakito Bolino •

açık çağrı

neredeyse 10 yıldır dokunmadığımız “nedir” açıklamasında vurgulamaya çalıştığımız nokta, etilen’in kolektif bir ürün olduğu ve amacımızın insanların üretime geçmelerini kolaylaştırıp alternatif işler yapabilmek için uygun bir zemin ya da platform oluşturmaktı. dönüp baktığımızda bir şeyleri başardığımızı söyleyebilsek dahi sanıyoruz ki hayal ettiğimiz ortamı sebepler ve bahaneler üzerinde düşünmeden yaratmayı başardığımızı söyleyemeyiz. bir şekilde katkıda bulunma

biraz ara

sıradaki normali yaşarken, bu garip zamanlarda, her ne kadar uzak kalmaya çalışsak da boğmaya devam eden gündemde, olumsuzdan beslenen, sıradaki linç için kendini parçalayan kitleden uzak durmaya çalışmaya çalışırken yaşadığımız yorgunlukta, etilen’in ticari bir işletme olduğunu düşünenlere açıklama çabalarında, verilen çabanın ve emeğin sorgusuz sualsiz eleştirilip yerin dibine gömülmesinde, daha fazla takipçiye ulaşmama gayretinde, inanılan

Kara prens

Akıntıya kürek çekmekten, deniz görmeyen semtlerden, televizyondan, gazeteden, beraber ve solo türkülerden, yağmurlu günlerde üstüne su basınca arasından su fışkırtan kırık parke taşlarından, sıkıntılı havalardan, çizik plaklardan, bozuk pikaplardan, davetsiz misafirlerden, camın ötesindeki göklere uzanan beton yığınlarından, telefon beklemekten, aşık olmaktan, sigara dumanından, güzel kitapların bitmesinden, pis kokan insanlardan, kalabalık otobüslerden, başkasına ait gazeteyi süzen

televizyon

Duvardan duvara halı kaplı bir odada, halının altındaki döşemeyi hiç görmezsiniz: Döşemenin malzemesi sorulsa ne diyeceğinizi bilemezsiniz, ama biri tutup size bunu sorana kadar zaten döşemeyi de dert etmezsiniz. İki milyarı aşkın televizyon ekranının hiçbir zaman kararmadığı yerde, görülen dünya, “televizyondan görüldüğü haliyle” dünyadır. Televizyonda gördüklerinizin yalan mı doğru mu olduğunu sormanın pek de faydası